Fatih Danış

Fatih Danış
@merlimael
10/10
·600 syf.·
2026 13. kitabı
Bilimkurgu denince akla genellikle uzay gemileri, yapay zekâlar ve uzaktaki gezegenler gelir. Hyperion ise bunların da ötesine geçerek bilimkurguyu edebiyatla, felsefeyle ve insan ruhunun en derin korkularıyla harmanlıyor. Bilimkurgunun üç büyük ödülü olan Hugo, Nebula ve Locus ödüllerini tek başına alarak bile önemini belli eden bir başyapıt. Hikâye, Hyperion gezegenine doğru yola çıkan yedi hacının yolculuğunu anlatıyor. Ancak kitabın asıl gücü, bu yolcuların geçmişlerini ve neden bu yolculuğa çıktıklarını anlattıkları bölümlerde yatıyor. Her biri farklı bir türde yazılmış gibi hissettiren bu hikâyeler; aşk, yapay zeka, cyberpunk, dini inanç, savaş ve askeri bilimkurgu, fedakârlık, zamanda yolculuk, kavramları üzerine unutulmaz anlatılar sunuyor. Kitapta 6 ayrı hikaye anlatarak aslında tek başına bir romandam ziyade 6 ayrı minik hikaye içeren, 4 kitaplık hyperion kantalorı serisine bir giriş kitabı gibi. Ayrıca korku ögeleri içeren bir bilimkurgu kitabı ilk defa okudum. Ve kitaptaki korku ve gerilim hissini bu kadar iyi yansıtması gerçekten çok başarılı. Ve tabii ki Shrike… Bence bilimkurgu edebiyatın en ürkütücü ve gizemli figürlerinden biri. Onun hakkında her yeni bilgi merakı artırırken, cevaplardan yeni sorular doğuyor. 29. yüzyılda insanlığın galaksiye yayıldığı bir evrende uzak bir gezegen olan Hyperionda Shrike adı verilen insan-dışı bir varlığa karşı yolculuk ve yaşanmışlıklar… Hyperion, sadece bir macera değil; sabır isteyen, düşündüren ve okurunu ödüllendiren bir eser. Bence bilimkurgu okumayanların bile şans vermesi gereken, türün sınırlarını aşan bir başyapıt. Kitapta belki tek sevmediğim şey ise yazarın John Keats adlı bir şaire olan takıklığı. Edebi ünlü bir şair olduğunu anlayabiliyorum ama hiç tanımayan insanlar için bir noktadan sonra can sıkıcı
HyperionDan Simmons · İthaki Yayınları · 2025144 okunma
Reklam
Puan vermedi·176 syf.·
2026 7. kitabı
Bilinkurgu ve fantazinin iç içe olduğu Amber yıllıkları serisinin 5. Kitabı. İlk seri ve serüvenin son kitabı. Bol bol felsefe ve tarihi metafor içeren bir romandı. 4. Kitaba göre aksiyon daha yüksekti ama bir önceki kitapta yaratılan beklentiyi karşılamadı bende. Daha en başında Amber tahtı için başlayan savaşların bir hiç uğruna olduğu anlaşılması komik kaçtı ve birbiriyle taht için mücadele eden 10 kardeşin eski anlaşmazlıkları bırakıp bu sefer tahtı ve amberi korumak için birleşmesi ise güzeldi. Kitap boyunca var olan seferberlik havası ve kaybetme korkusunu hissediyordum. Kaos ve düzen arasında savaşın kazanan tarafının kim olacağı belli değildi. Aslında kitabın büyük bir çoğunluğu Corwim’in yolculuğu iile geçti. Hem içsel hem at üstünde. Yine bu yolculukta her bir olayın bir metafor içerdiğini düşünsem de bazılarını yakalayamadım. İngiltere tarihi hakkında daha çok bilgi sahibi olmak gerekiyor sanırım. Corwin’in oğlunun isminin Merlin olması şaşırttı, ve ikinci serinin çocuklarıyla geçeceğini duyduğum için şimdiden Arthur’un kim olacağını merak ediyorum. Sonuç olarak Amber yıllıkları bilinen ve meşhur fantastik serilerden biri. Yüne de mükemmel bir atmosferi ve evreni olduğunu söylemeyem. Fanstatik serilerden hoşlanan biriyseniz öneririm. Ama herkesin hoşuna gideceği bir seri değil bence.
Kaos SaraylarıRoger Zelazny · İthaki Yayınları · 2023176 okunma
9/10
·304 syf.·
2023 10. kitabı
Uzak yarın, yakın gelecek. Bilimkurgu klasikleri arasında artık iyi olanları okuduğumu sanıyordum. Bu yüzden seriyi tamamlamak için mi okuyorum sanki, bıraksam mı gibisinden düşünmeye başlamıştım. Özellikle Kadınlar Ülkesi'ni okurken (zorla bitirmiştim). Ama bu kitabı okuduktan sonra kesin kararımı verdim ve devam edeceğim. Çünkü az okunsa, beğenilmese bile insanların geleceğe ve geçmişe dair hayalgücünü izlemek ufuk açıcı bir durum. Bu kitabı bazen keyifle bazen sıkıntıyla okusam da genel olarak hikayesi beni etkiledi. Cahil düşünceyi sadece cahil göstererek kötülemedi. Ki insan cahillikten nefret ettirecek tonla sebep yaratabilirken yazarın, oğluna dayak atan birisinin bile yani Len'in babasının aslında iyi kalpli biri olduğunu göstermesi.... Köylülerin cahilden çok bilginin getirdiklerinden korktukları için cahil davranan insanlar olduğunu ve aslında biraz haklı olup diğer taraftan da çok farklı olmadığını, Fall Creek'in de bir çeşit tutucu bir kasaba olduğunu göstermesi... Hostetter 'Bartorstown beklediğin gibi bir yer değil' diye Len'e söylerken aslında biz okuyucuları uyarıyordu. Açıkçası ben yazarı tebrik ettim. Tüm bunlardan bahsederek işin sadece bilgi vs cahillik, siyah vs beyaz olmadığını bolca griliklerden de göstererek beğenimi aldı. Len'in yaşadığı düşünme sürece, düşüncelerinin geçirdiği evrimi hissettirdi ve yaşattırdı. Len'in babası iç huzurunu zor bir süreç sonrası, bir iç çatışma sonucu elde etti, farklı bir sonuçla aynı çatışmayı ikinci babası Hostetter da yaşadı. Kitap aslında Len'in de bu çatışma sürecini anlatıyor. Bazı insanlar böyledir bazıları da Len'in abisi gibi iç huzurunu doğuştan bulurlar. Kimileri insan zorlukla elde ettiğinin değerini bilir der. Ben de Len gibi miyim o yüzden mi etkilendim bilmiyorum ama bir tercihim olsaydı abisi gibi
Uzak YarınLeigh Brackett · İthaki Yayınları · 2021166 okunma
8/10
·528 syf.·
2023 8. kitabı
Sissoylu ikinci çağın son kitabı. Açıkçası Sanderson'a çok kırgınım. İlk çağ ile ikinci çağ arasındaki yazım kalitesi çok farklı. İlk çağ epik bir fantezi gibiyken ikincisi ben de sadece gençlik romanı izlenimi verdi. Ben bu serinin de Fırtınaışığı ayarında olmasını isterdim, Steelheart değil. Çünkü birçok insan Sissoylu ile başladı Sanderson'a. Neden böyle karar almış bilmiyorum. Ayrıca bu kitapta en sevdiğim kısımlar Cosmere ile alakasız olan kısımlardı. Çok fazla evren genişlemesi var. Ve beni artık Cosmere sıkmaya başladı. Fabrikasyon gibi çıkan çok fazla sayıda roman, çok fazla gönderme, ilişki, bağlantı. Ve ben çoğunu okumuş bir insanım. Sadece Sissoylu okuyan birisi bu son kitap hakkında ne düşünürdü bilemiyorum. Neredeyse çıkan her yeni kitapta 'aa başka gezegenler mi var' görmekten bunaldım. Seriler kendi içinde ilerlese, Cosmere içinse ortak bir seri çıksa Avengers gibi çok daha fazla zevk alırdım. Neyse seri gidişatları hakkında içime döktüğüme göre sıra kitaba gelsin. Ben çok sevdim. (Üstte farklı izlenim bıraksam da) Açıkçası kitabın başında Wayne povu okuyunca tahmin ettim öleceğini o yüzden şaşırtma faktörü olmadı. Yine de güzel bir hikayesi olduğu için çok sevdim. Hepimizin böyle bir arkadaşa ihtiyacı var.
Sissoylu - Kayıp MetalBrandon Sanderson · Akılçelen Kitaplar · 2022146 okunma
Puan vermedi·88 syf.·
2023 4. kitabı
Kitabı beğendim. Tek oturuşta bitirmelik kısa bir hikayeydi. Yaratılan gelecek ilginçti. Her birimizin aklına bir cinsin soyunun tükenmesi sonucunda ne olacağı sorusu zaman zaman gelmiştir diye düşünüyorum. Bu yüzden ilgimi daha da çekti. Tabii ki aklıma takılan bazı sorular da yok değil. Örneğin sadece kadınlardan oluşan bu dünyanın saf iyi olması kulağa pek gerçekçi gelmiyor. Aynı şekilde kitaptaki 3 erkeğin de okuyucunun antipatisini çekecek bir biçimde anlatılarak erkekleri temsil etmesi de pek gerçekçi gelmedi. Kim bilir, belki ben de erkek olduğum için böyle düşünüyorumdur bunu, bilemem. Ayrıca önsöz çok anlamsız. Yazarın mahlas kullandığı dönemde yazılmış anlaşılan ve yürüttüğü tahminlerden birçoğu yanlış. Başta bu kadar yanlış bir önsöz hala neden kullanılıyor diye düşünürken sanırım özellikle bu yüzden seçilmiş. Bilim ögelerinde de bazı tutarsızlıklar var. X'e bağlı resesif olarak düşünülün hastalıkta hatalar var. Ve klonlama dedikleri şeyin şu an aslında tüp bebek yöntemiyle hasta ebeveynlerden sağlıklı çocukların elde edilmesi olarak kullanıldığı düşünülünce aklımda soru işaretleri oluyor. Ayrıca aynı genotipte de olsa yüz Judy'nin yüz ayrı kişiliği olması gerekirken hepsinin birbirinin aynısı olması, cümleleri beraber tamamlamaları da pek mümkün değil. Sanırım bu soruyu arada farklı olanlar da çıkıyor diyerek çözüyor. Ama epigenetik böyle işlemiyor. Tabii bu kısımlar günümüzde yazılsaydı çözülecek şeyler asıl odaklanılması gereken yerler değildi. Ama benim aklım felsefi kısımlardan çok buralara takılıyor işte. :D Sonuç olarak düşündüren ve sevdiren bir hikayeydi. Acaba nolurdu sorusu bir süre aklımda olacak.
Houston, Houston Duyuyor musun?James Tiptree Jr. · İthaki Yayınları · 20211,034 okunma
Reklam