Varsayalım, birisi çıkıp bir tutuklunun hain ve iyiliğe değmez olduğunu söylüyor; ama zaten bu yüzden cezalandırıldığına göre, biz kimiz ki Tanrı’nın işine karışıyoruz?
Bu gerçek, doğru. Bu zavallı insanlara biraz kendince yaşamaya, insan gibi eğlenmeye, bir saat olsun kamptaki gibi yaşamamaya izin vermek yeter; insan ahlaken değişiyor, birkaç dakika için olsa bile...
Yasanın yeteneksiz uygulamacıları, sadece onun birebir uygulanmasının, anlamsızca, anlamadan uygulanmasının doğruca kargaşaya yol açtığını, başka bir şeye yol açmayacağını kesinlikle anlamıyorlar ve anlayacak konumda da değiller. ‘’Yasada söylenecek söylenmiş, daha ne olsun?’’ diyorlar ve içtenlikle şaşırıyorlar onlardan yasalara uyan, sağlıklı bir akıl yürütme ve sağduyu talep edildiği zaman.Özellikle sağduyu birçoğuna gereksiz ve boş bir gösteriş gibi gelir, onu sıkıntıyla, hoşgörüsüzlükle karşılarlar.
Kim olursa olsun, ezilsin ya da ezilmesin, ister içgüdüsel olarak, ister bilinçsizce, kendi insani değerine saygı gösterilmesine ihtiyaç duyar.Tutuklunun kendisi tutuklu olduğunu, reddedilmiş olduğunu bilir ve amiri karşısındaki yerini de bilir; ama onun insan olduğunu unutturacak bir damga, bir pranga yoktur. Gerçekten insan olduğu için, bu yüzden onunla insanca konuşmak gerekir.