Bu kitap, yalnızca İstanbul’un eşsiz sokaklarında kaybolmayı değil; insanın kendi iç dünyasının tenha sokaklarında sessizce dolaşmasını da sağlıyor. Nurullah Genç’in kalemini, hayatı yorumlayışını her zaman hayranlıkla okumuşumdur. Bu kitabını senenin başında almış, daha sayfalarını çevirmeden imzalatma şansını bulmuştum.
Bazen bazı kitapları alırsınız ama uzun süre rafta kalır; yine de bir gün gelir ve nihayet okursunuz. Çünkü kitaplar, en çok ihtiyaç duyduğunuz anda konuşur.
Aylar sonra açtığım bu kitap, şu günlerde sürekli meşguliyetlerle susturmaya çalıştığım, yüzleşmeye cesaret edemediğim sızılarıma ışık tuttu. Her satırında kendimi biraz daha buldum; bazen sustum, bazen içimden derin bir nefes aldım… Şöyle bir alıntı eklemek isterim:
“bir elimizde umut
bir elimizde sevda
yürüyelim seninle İstanbul’da
...
Ayasofya önünde tramvay bekleyenler
gökyüzüne dokunurken bu acı
kimdir diye sorsunlar içlerinden
birlikte yürüyen iki yabancı
biz gitsek de, İstanbul’da yine de
yıllar yılı gezinmeli bu sızı
benden bir yaralı şiir kalmalı
senden bir tebessüm, bir de kırmızı”