“Söyle ona senden uzak dursun.”
“Hayhay,” dedi. Çenesiyle boşluğu işaret etti. “Söyle ona senden uzak dursun.”
“İyi. Bu bir anlaşma haberin olsun.”
“Kanla yazdım, haberin olsun.”
Gitmek için kalktığımda burnumdan soluyordum ama yine de kollarımı sıkı sıkı boynuna sarıp prensesin biraz önce durduğu boşluğa baktım. Benim. Benim kazağım. Benim ikiz alevim. Benim Daren’im.
“Ne dedin?”
“Sesli mi söyledim onları?”
“Sesli söyledin onları.”
“O halde birazcık hasta olan Arın’a ben gelene kadar bakar mısın?” diye sordum. Alin kıkırdadı ve daha hızlı bir şekilde başını yukarı aşağı doğru salladı.
“Yat, Arın,” dedi dizlerinin üzerinde yatağın ortasına emekleyip Arın’ı çekiştirerek.
“Yat, Arın,” diye omuz silktim. Hafifçe gülümsedi ve başını yastığın üzerine bıraktı.
“Şimdi, ben gelene kadar Arın’ı seviyoruz. Tamam mı?” diye eğilerek sordum.
“Arın’ı zaten seviyoruz,” dedi Alin.