Yaklaşık 5 yıl önce çok yakın bir arkadaşıma en sevdiğim kitabı vermiştim okuması için. Hayatımda hiç kimseye kitap ödünç vermemiştim, ilkti. Zaten kitaplarımı da paylaşmayı hiç sevmeyen bir insandım. -ki hâlâ öyleyim- Kitabı neredeyse 2 ay sonra bana geri verdi. Verdiğinde ise sayfaları o kadar yıpranmış bir haldeydi ki… Hatta birkaç sayfası kopuktu. Kitap hâlâ kitaplığımda duruyor, geçen gün bakarken tekrar sinirlendim. Kardeşim bir kitabı okurken nasıl bu kadar yıpratabilirsin ki? Ödünç verdiğim ilk ve son kitap olarak kalacağından eminim..
“Benim kimsem yokmuş ki,” kelimeleri döküldü dudaklarımdan. “Ben sadece bir aracıyım. Ben sadece bir şey olduğum için birileri için anlamlıyım. Gökyüzü Vârisi ya da Su Vârisi olduğum için.”
“Benim için öyle değil,” dedi söylediklerimi kabul ederek. “Benim için sen önemlisin.” Başımı kaldırıp yüzüne yaklaştırdı. “Hiçbir şeye sahip değilken ormana girip bana tuzak kuran o cesur kız önemli. Ben her zaman senin ve ruhunun yanında olacağım.” Bana sarıldı ve yatışana kadar orada kımıldamadan bekledi. Ağlayacak takatim kalmadığında beni kucağına aldı ve bedenledi.