Öyle ki Mısır halkı, Bugünkü Müslümanların herhangi bir işe başlamadan evvel Bismillah demelerine benzer şekilde hangi işe girişirlerse girişsinler bütün eylemlerinden önce belirli bir tanrı’nın adını söylerlerdi.
Kısacası Gılgamış destani bize son derece Erdemli ve korkusuz bir yiğit profili sunmuyor; tam aksine, insanın ne kadar aciz ve “ölüm korkusu karşısında” ne kadar karaktersiz davranabileceğini gösteriyor.
M.Ö. 1000’lerden veya 2000’lerden bahsettiğimiz zaman, maalesef takım tutar gibi kendine bir millet belirleyen ve büyün insanlığın içinde yalnızca belli bir soyu veya kavmi yücelten tanrıların hüküm sürdüğü bir dönemden bahsettiğimizi hatırlatmak gerekir.
Zira o dönemin tanrıları dünyadan pek de haberdar değildir.
Peki ama hangi din doğruydu? Ya da hangi ahiret kurgusu asıl hakikatı yansıtıyor? Maalesef bunu bilebilmemiz mümkün değildir. Ama bütün bunların ölüm korkusuna dayandığı bellidir. Çünkü insan, dünya üzerindeki diğer hayvanlara kıyasla “bir gün öleceğini” ilen tek canlıdır ve buna mukabil, ölümü “ölümsüzlük” kavramıyla birleştirecek kadar da zekidr.