İnsan kaosu anlayamaz ve ifade edemez. Çünkü insan zihni amaçsallık, nedensellik, zaman, mekân örüntüsüyle çalıştığı için diğer tüm olguları da bu örgüyle kavrar. Örneğin bir şeyi algıladığında zaman sıralı algılar. İfade ederken dilin vezinleriyle zamanlı ifade eder. Lakin kaos, insanın düşünme sistemini olduğu gibi kuşatan bu örgünün içerisinde kalan bir yapı değildir.
İsimlendirmeye gerçeklik atfedilmesi naçizane kanaatime göre analitik düşünme kabiliyetini yok etmektedir. Bu hastalığa müptela olmuş kişiyi övülenler ve övülmeyenler dünyası içinde bir hayata hapseder. Övgüyü belirleyen böylesinin dünyasını belirlemiş olur. Düşünce tarihi böyle garabetlerle doludur. Bir kişi ciddiye alındıysa ve önemli bir isimlendirmeye ulaştıysa en saçmaladığı noktalarda bile hikmet aranır. Adı karalandı ise her sözünde bir sıkıntı aranır. Mesela Gazali'nin adı böyle bir yaygın propagandaya maruz kalmıştır. İnsanlar isimlendirmelerden büyülenmeyi bırakamadıkları sürece ne okurlarsa okusunlar koyunlar gibi isimlerin peşinden koşarlar. Unvanı belirleyen böylelerinin fikirlerini de belirlemiş olur. Eleştirel okuma melekesini asla geliştiremezler. Çok okusalar dahi öğrenemezler. Başkalarına fikri köle olmaktan kurtulamazlar.