Eşitlik, hiç kimsenin bir başkasının amacına araç olmaması anlamını taşır. Bu, tüm insanların birbirleri için araç değil amaç, sadece amaç oldukları zaman herkesin eşit olacağı anlamına gelir.
Eğitim sistemimizde eşit fırsat, liyakate hürmet, çocuğun yeteneklerinin geliştirilmesi prensibi iflas etmiştir. Bunu açıkça söylemeli. Çaresi tekrardan modeli değiştirmektir. Model az ders-çok ders üzerine kurulmayacak. İyi bir genel eğitim programından sonra çocukları yeteneklerine göre ayırıp elit bir şekilde yetiştirmek gerekir.
Her çocuk kapasite bakımından eşit değildir ama her çocuğa eşit fırsat verilir; o ondan istifade eder veya edemez ama verilir. Maalesef bugünkü sistemimiz bu fırsatı sağlayamıyor. Yetenekli çocuğun illa yeteneğine göre eğitim görmesi sadece para bakımından değil, zekâ bakımından da mümkün değildir. Mesela Türkiye üstün zekâlı, üstün yetenekli çocukları kullanamayan, eğitemeyen bir ülkedir. ÖSYM dediğimiz, kopya mekanizmasıyla dejenere edilmiş sistem de bu yetenekli çocukları elemiştir. Çünkü onların dikkati o test modeline uymaz, dikkatleri dağılır veya dikkatlerini başka türlü toplarlar. Ama yine de ÖSYM bu kopya skandalları öncesinde hiç değilse bir ölçüde eşitlik sağlıyordu. Şimdi ise belirli insanlardan kadro teşkilini amaçlayan bir yolsuzluk ve kayırmacılık sistemi geldi. Hiç şüphe yok ki ileride bunun sıkıntılarını herkes çekecek.
Bunun üzerinde duruyorum, durmaya devam edeceğim. Eğitimde eşitlik ilkesine dönmek zorundayız. İleri gitmek istiyorsak bütün çocuklara eşit fırsat vermek zorundayız. Bu bizim daha önce başardığımız bir şeydi, geri düştük. Yine yapmak zorundayız.
Aile kötü eğitim verirse çocuğun işi zorlaşır. Çünkü kendi kendini yetiştirmesi gerekir, zordur. Aile merak duymayı öğretir. Bunlar parayla olacak şeyler değildir; bunlar çocuğa zaman ayırarak, özenerek, onunla bir ilişki kurarak yapılır. Her zaman için eğitilmiş bir sınıfın ikinci kuşağının kendisini üretme, yani rekreasyon ve reprodüksiyon şansı daha fazladır.