İnsan yalnızca Tanrı’ya gücenip küsmez. Ecelin gelmişse ölürsün, çünkü doğmak gibi ölmekte tanrının buyruğudur. Bunun dışında yeryüzünde her şeyin hesabı sorulur.
Bu yerlerde trenler doğudan batıya, batıdan doğuya gider gelirlerdi.
Bu yerlerde, iki yanında Sarı Özek bozkırı, sarı kumlu geniş bozkırların bomboş orta bölgesi uzanıyordu.
Bu yerlerde, meridyenlerin Greenwich’ten başlayarak sayılması gibi, bütün uzaklıklar demir yoluna göre hesaplanırdı…
Trenler ise doğudan batıya, batıdan doğuya gider gelirlerdi…
Bozkır sonsuz derecede büyük, insanoğlu ise ufacıktı. Bozkır, burasının gitmediğini bile etmezdi. Orayı beğendin mi, beğenmedin mi, ona ne? Oysa sen buralarda kahrolsun, için içini yemiş; başka yerlerde, başka insanlar arasında yaşamış olsan şansın açılacağı, başka olanaklara kavuşacağım düşüncesiyle, bir talihsizlik yüzünden bu yerlere düşmeden ötürü küsmüşsün…