Hicaz’da çöl özgür göçebelik demek, durmadan hareket demekti. Çölde hayat doğru yaşanırsa bereket demekti. Orada insan boşluğun efendisi olur ve isterse zamanın hükmünden kurtulurdu. Çölde kelimeler daha şairane, ruhlar daha duygusaldı.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Gündüzleri meydana inen herkesin ölümle hesaplaşması başka başka olurdu. Merhamet, acıma ve duayla; nefret, iştahlı bir tükürükle; korku, titrek ruhuyla; aldırışsızlık, boş gözlerle yaklaşırdı darağacına. Hayata bakmak gibi ölüme bakmanın pencereleri de ayrı ayrıydı çünkü.
Ben Mahinur. Dünyada hep bir eksiklik olarak yaşadıkları için, hayatlarını çizgilere ve yollara kaptıran iki adamdan birinin kızı, diğerinin karısı oldum. İkisi de, kızılamayacak kadar küçük, bağışlanamayacak kadar büyüktüler.