Öyle bir gülümsüyordu ki… Kalbim delindi. Delikten kan aktı. Kan yere döküldü. Yer göğe kalktı. Gök başıma yıkıldı. Başım gökle ezildi. Keder aşkla yazıldı. Yazılana uyuldu. Yaşandı da yaşandı. Ölüm gitti elimden. Sabır düştü dilimden. Göğe uzattım elimi. Kinle boyadım gözümü. Gözü boyanan neylesin? Gönlünü neyle eylesin?
Bir an önce ben hiçbir şeyden korkmam diyen, bir an sonra korkudan küle dönüşür. Nice güzel ben aşık olmam der de, ne aşık olması, aşk olur da çölde kuma dönüşür. Mutluluk bir kıvılcımla tükenir, acı bir tebessümle diner. İnsan değişmem dedikçe değişerek insana dönüşür. Ben de dönüştüm.
“Aydınlanmanın temel noktasını, insanların bizzat kendilerinin sorumlu oldukları vesayet durumundan, özellikle de din konularındaki vesayetten çıkmalarında görüyorum; çünkü dini vesayet tüm vesayetlerin hem en zararlısı hem de en onur kırıcısıdır.”