1000Kitap Logosu
Taner Timur
Taner Timur
Taner Timur

Taner Timur

Yazar
BEĞEN
TAKİP ET
8.3
105 Kişi
330
Okunma
29
Beğeni
1.284
Gösterim
Tam adı
Prof. Dr. Taner Timur
Unvan
Türk Akademisyen, Tarihçi, Yazar
Doğum
Sivas, Türkiye, 7 Ekim 1935
Yaşamı
1958 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nden mezun oldu. Anayasa Hukuku kürsüsünde asistan olarak akademisyenlik hayatına başladığı Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde 1968 yılında doçentliğe, 1979 yılında ise profesörlüğe yükseldi. Akademisyenlik yıllarının başlarında bir süre Yön dergisinde yazıları yayınlandı. 1962-1964 yılları arasında Rockefeller bursuyla gittiği Paris'te çalışmalarına devam etti. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'ndeki atmosferin yetişmesinde önemli payı olduğunu vurgulamış ve o dönemde takip ettiği Forum dergisinden dolayı kendisini "Forumcu" olarak nitelemiştir. 12 Eylül Darbesinden sonra görevinden istifa ettikten sonra çalışmalarını Fransa'da sürdürdü. 1992 yılında eski görevine dönen Timur, 2002 yılına emekli olana kadar buradaki görevini sür­dürdü. Taner Timur, 32. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı’nın Onur Yazarı olarak belirlenmiştir.
Murat Koçhan
Popülizm Dalgası Sivil Darbeler ve Osmanlı Hülyası'nı inceledi.
320 syf.
·
Beğendi
·
7/10 puan
Popülizm Dalgası, Sivil Darbeler ve Osmanlı Hülyası
Taner Timur hocanın güncel siyaseti yorumladığı 2016-2020 arasındaki yazılarından oluşan kitapta ülkenin dış politikası derinlemesine inceleniyor. Suriye, Rusya, İsrail, Ortadoğu, Amerika ilişkileri. Dünyada büyüyen popülizm dalgası ve iktidarını güçlendirip otoriterleşen hükümetlerin serüvenini de okuyoruz. 《☆☆☆》 Prusyalı general ve entelektüel Carl Von Clausewitz'in çok önemli bir ifadesi vardır. "Savaş, siyasetin başka araçlarla devamıdır." AKP'yi kısaca özetlersek şu kavramlar ön plana çıkıyor: "Siyasal İslam, sınıfsal dönüşüm, kutuplaşan toplum, daralan ekonomi, artan işsizlik, anayasanın aşındırılması, kuvvetler ayrılığının ve meclisin zayıflatılması, ifade ve basın özgürlüğünün baskı altına alınması... 《☆☆☆》 Sadece ülkenin siyasetine değil; dünya siyasetine, ekonomik verilere, sosyolojik duruma hakimseniz bu kitabı okuduğunuzda ülkenin iç ve dış siyasetinde olanların perde arkasını çok iyi anlayacaksınız.
4
Adia
Marksizm, İnsan ve Toplum'u inceledi.
256 syf.
·
10 günde
·
Beğendi
·
8/10 puan
Insanın kişiliğini ne belirler?Insanın Özü var mıdır? Psikoloji bilim midir?
Bir insanın işi özel hayatının bir parçası değilse yabancılaşma denilen duygu meydana gelir : insan hem kendisi için çalışmalı çünkü hayatta kalmalı ama bir yandan da piyasa için üretmelidir .Marx aslında "çalışmayı ortadan kaldırma" fikrini savunurken tam olarak bu yabancılaştıran çalışma düzeninden bahsediyor , bu sadece komünizmle mümkün olabilirdi: "herkesin çalışması kendi kişiliğinin ifadesi ve zenginleşmesi olduğu bir düzen" diyebiliriz bu sisteme. Daha sonra yazar sosyal bilimlerin literatürdeki eleştirilerini bizimle paylaşıyor : antropoloji,psikoloji tarzı alanlar insanı sisteme uyumlu kılan mekanizmaları savunuyor . Bunu psikanalizin toplumsal ilişkileri yadsıması şeklinde örneklendirebiliriz. Freud'un "id,ego ,süperego " kavramları sadece tarihsel süreçten bağımsız değiller aynı zamanda salt soyut kavramlardır dolayısıyla bunların bilimsellikten yakından uzaktan alakası olmadığını söyleyebiliriz. Oedipus kompleksi evrensel ve biyolojik bir süreç olarak anlatılıyor. Ama bazı etnolojik araştırmalar (Malinowski) bu kompleksin evrensellikten uzak olduğunu kabileleri inceleyerek kanıtlamıştır. Freudyen teoride bu kompleks çocuktaki süperego'nun gelişimini sağlar , bu psişik yapı çocuğun topluma adapte olmasını sağlayan mekanizmadır. Biyolojik olan Oedipus kompleksi toplumsal müdahaleye mağruz kalır ve süperego bu ensest arzulardan savunma mekanizmaları sayesinde kurtulur. Bu süreci yaşamayan insan "nevrotiktir" "sağlıksızdır " , bir insan sağlıksızsa Oedipal dönemde ortaya çıkan süperego oluşumunda bir sorun vardır yani insanı sağlıklı kılan şey topluma adapte olma kabiliyetidir .Süblimasyon tarzı savunma mekanizmaları her sağlıklı insanda olması gerekendir :Toplumun ahlak anlayışına uyumayan libido topluma faydalı kültürel bir faaliyete dönüştürülmelidir .Kısacası topluma adapte olamayan insanın süperegosu sağlıklı bir şekilde gelişmemiştir ve bunun temelinde de Oedipal yapıda bir bozukluk yatar. Daha önce de belirttiğim gibi Freud Oedipus'u biyolojik bir süreç olarak ele alıyor , ancak ampirik veriler aksini gösteriyor olabilir : mesela hayvanlar arasında yetişmiş vahşi çocuğun cinsel arzularının olmaması, biyolojik süreç olan cinselliğin toplumsal boyutunu gösteriyor olabilir mi ? Marksist bakış açısına göre Freud'un iddia ettiği gibi biyolojik olan toplumsallaşmaz ( Freudyen teoriye göre biyolojik olan Oedipus kompleksi toplumsallaşıp savunma mekanizmalarını uyarır ya da çocuğun biyolojik mastürbasyon dürtüsünü toplum kastrasyon kaygısına çevirir ve daha birçok örnek verebiliriz ) aksine insanın kültürel ,sosyal ortamı biyolojik yapısını belirler. Dolayısıyla "ihtiyaç" "açlık"tarzı kavramlar salt biyolojik değildir en başta toplumsaldır. Avrupa'da bir çocuğun ihtiyaç olarak betimlediği nesne Afrika'daki çocuğunkiyle aynı olabilir mi? Psikoloji alanında "ihtiyaç"tarzı kavramlar tarihsel diyalektikten ve toplumsal yapıdan bağımsız , sabit bir durum olarak ele alınıyor. Psikoloji toplumsal ilişkileri incelemez ama insanın kişiliği "toplumsal ilişkilerin bütünüdür"(Marx) . Aksine bireysel psikolojiyi toplumsallaştırır, Freud'un tıpkı kendi çocukluğunda keşfettiği Oedipus kompleksinin toplumsallaştırması ve evrenselleştirmesi gibi. Psikolojiyi salt biyolojik olarak kavramaya çalışan isimler oldu: Bu akım insan psikolojisinin sadece beynin analiziyle anlaşılacağını savunur . Marksist anlayışa göre bu mümkün değildir , insanın kişiliğini şekillendiren maddenin bilince olan etkisidir . Ne madde bilinç ele alınmadan anlaşılabilir ne de bilinç maddesiz anlaşılabilir . Salt beyin analiziyle bilinci kavrayamayız. Özellikle kişilik konusu ele alındığı için psikolojiyle ilgilenenlerin zevk alacağı bir meta-analiz çalışması diyebilirim.
Marksizm, İnsan ve Toplum
OKUYACAKLARIMA EKLE
3
Nazım
Türk Devrimi Ve Sonrası'nı inceledi.
332 syf.
·
Puan vermedi
Taner Timur yaşı sekseni geçmesine rağmen hâlâ üretmeye devam eden çok saygıdeğer bir akademisyen. Tarih ve felsefe alanında yoğunlaşan çalışmaları ufuk açıcı ve öğretici. Felsefe alanında yazdıklarıyla günümüz Fransız düşüncesini ve Habermas gibi dev bir düşünürü anlamak yolunda büyük mesafe kat etmiş oldum kendi adıma. Türk Devrimi ve Sonrası isimli bu eser ise salt bir tarih kitabı değil,Marksizm perspektifinden Kurtuluş Savaşı'nın ve Cumhuriyet Devrimlerinin çözümlenmesi.Olaylara daha geniş açıdan bakmak ve tarihî bağlamı içinde bu iki olguyu görmek açısından okunması gereken bir eser. Tabii sadece bu eserde kalmamak gerek,Taner Timur hocanın yazdığı diğer kitapları da kesinlikle okumak lazım.
Türk Devrimi Ve Sonrası
OKUYACAKLARIMA EKLE
3
Cemre
Devrimler Çağı'nı inceledi.
142 syf.
·
4 günde
·
Beğendi
·
10/10 puan
Devrimler Çağı
Herkese selamlar… Taner Timur, dört başlıkta 1848’deki Şubat Devrimi ve Kanlı Haziran Günleri’ni, Louis Bonaparte’ın darbesini, tarihin ilk işçi sınıfı iktidarı deneyimi olan Paris Komünü’nü ve şanlı Ekim Devrimi’ni tarihsel materyalist bir bağlamda ele almaktadır. Dili ağır değil, oldukça sade. Okuyan kişiyi sıkmıyor. Bu ana başlıkların altında: Manifesto’nun hâlâ geçerliliğini koruyor oluşunun nedenleri, ulusların kendi kaderlerini tayin hakkı (günümüzü anlamak için en önemli bölümlerden biri olduğunu düşünüyorum), Doğu Sorunu ile Birinci Yeniden Paylaşım Savaşı gibi birçok konu üzerinde durulmuştur. Taner Timur, tarihi salt yorumlamakla kalmayıp, günümüzün toplumsal mücadelelerinde bu olayların ne gibi bir önem taşıdıklarını da göstermektedir. Bu da, tarihten ders alıp yarınları bu ders ışığında kurmamız için mühim yer teşkil etmektedir. Bunun yanı sıra kitapta Paris Komünü’nde kadınların rolüne de dikkat çekilmiştir. Özellikle, komün vahşice bastırıldıktan sonra kadın bir devrimcinin askeri mahkeme karşısındaki sözleri beni çok etkiledi. Günümüzde de demokratik haklar için verilen mücadeleler sonuna kadar sürdürülmelidir ancak şu da unutulmamalıdır: Kadınların kurtuluşu ne bir ‘’feminist devrim’’le ne de reformlarla gerçekleşecektir. Kurtuluş ancak kapitalizmin yıkılmasıyla, sosyalizmle mümkündür. Bunun içinse tüm ezilenler, tüm proleterler birleşmelidir. Kitap, Taner Timur’un, kapitalizmin insanı insana köleleştiren kanunları sürdükçe yeni devrimlerin yaşanacağını söylemesiyle bitmektedir. Özellikle sondaki bu vurgu hoşuma gitti. Umudumuzu kaybetmemeliyiz. Karanlık bir dönemden geçsek de bu her zaman böyle sürmeyecektir. Yüzyıllar boyu ne diktatörler gelip geçmiş… Hepsinin sonu da halkın elinden olmamış mıdır? Fakat unutulmasın ki kurtuluşumuz bizlere bir lütuf gibi sunulmayacaktır. Gün gelir, emekçiler günden güne sefalete sürükleniyorken bin odalı sarayında refah süren diktatörlerin saltanatı yıkılır. Ne zulüm kalır, ne de sarayları... Çünkü en büyük güç halkındır. Kapitalizm, yüzyıllardır çeşitli biçimlerde maskeler taksa dahi özü değişmemektedir. İnsanlığın kurtuluşu ancak sosyalizm ile mümkündür. Kimileri sosyalizmin geçmişte kaldığını, düzenin "böyle gelip böyle gideceğini" söylüyor. Fakat bu yanlış, hatta dar bir düşünce. Burjuva medyasının yalanlarından biri. Hangi üretim biçimi ebediyen sürmüştür ki? İlkel komünal köleciye, köleci feodalizme, feodalizm de kapitalizme dönüşmemiş midir? Sonlarını getiren kendi içsel çelişkileri olmamış mıdır? Marksizm dogmatik bir öğreti değildir, dinamiktir. Bu koşullarda, her devrimci örgüt ve parti, somut durumları somut tahlil ederek disiplinle, özveriyle yılmadan çalışmalı ve devrimci mücadeleyi örgütlemelidir. Ki zaten çalışmakta ve örgütlemektedirler. Dilerseniz Marksizm-Leninizm üzerine konuşabilir, birbirimize kitap önerebilir, tartışabiliriz. İster yorumdan ister mesajdan bana ulaşabilirsiniz… Sözlerimi Enternasyonal Marşı’ndan birkaç söz ile bitirmek istiyorum… ‘’Cellatların döktükleri kan, Bir gün onları boğacak. Bu kan denizinin ufkunda Kızıl bir güneş doğacak. Bu kavga en sonuncu kavgamızdır artık Enternasyonalle kurtulur insanlık.’’ Sağlıcakla kalın..
Devrimler Çağı
8.3/10
· 29 okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
1
11