Yalnızca birilerinin akıl, kudret ve tazelikleriyle dünyayı dize getirebilecek bu aydınlık çocukların boynuna zinciri dolayıp, onları gönlünce, dilediği gibi öldürebileceği, zindanlarda çürütebileceği, sevdiklerinin acısıyla terbiye edebileceği bir kurmaca gibi görünüvermişti bütün bir düzen.
Tahta bavullarıyla geldikleri İstanbul’da insanlığın en güzel hayalinin devrimci yoluna sevdalanmış, karayı aktan hakkınca ayırmayı bu yolda öğrenip bunu bir kıvılcımı meşaleden meşaleye aktarır gibi halklarına taşımayı genç ömürlerinin manası bilmişlerdi.