"Tabii. Sırlar tanıdıklarla paylaşılmaz ki . Dönüp dolaşıp bir şekilde karşınıza çıkar yoksa . Sırdaşınız çenesini tutsa da , garip bir borçluluk , suçluluk , öfke duymaya başlıyorsunuz . Ondan çekiniyor , laf aramızda nefret bile ediyorsunuz . Bir sır vereyim mi ?"
“Hayır!"
"Sır şu: sevdiğiniz biriyle aranızdaki bağı telafisiz şekilde incitmek istiyorsanız , ona hemen bir sır verin !"
"Yani?"
" Yani tanıdıklarla konuşmak riskli ama yabancıdan zarar gelmez . Sizi yargılayacak ya da cezalandıracak kadar önemsemezler çünkü ."
"Rahmetli dedem, emektar kösteklisi teklemeye başlayınca, tamamen durdurup öyle kullanmıştı,"
"Niye ? Hiç değilse günde iki kere doğruyu göstersin diye mi? "
"yok, dedem öyle klişe biri değildi. 'Yarım yamalak çalışıp kafamı bozacağına ben onu tamamen bozyım da görsün gün ‘ demişti. Dedemin zaman algısı da biraz değişikti zaten. Saatli Maarif’in yapraklarını da yırtmazdı mesela. Kendisi koparıp kenara ayırmazsa günler geçmezmiş gibi. Yaşlılık işte , insan ölümden korkuyor herhalde. "

Arkadaşlar böyle zamanlarda kahrınızı  çekmek içindir. Aynı hikayeyi defalarca dinlemek, aynı sorulara aynı cevapları vermek, hiçbir şey yapmasalar bile sırtınızı sıvazlayıp, değmez filan demek, sizden ve hikayenizden ölesiye sıkısalar da birlikte geçirdiğiniz yılların yüzü suyu hürmetine anlayışlı davranmaya çalışmak için. Lakin ben bu temel hizmetten bile faydalanamıyorum. Yasak bir aşk yaşamanın en büyük eziyeti, acı yetmezmiş gibi bir de sır taşımak zorunda kalmanızdır. Evli bir kadınsanız, bazı hataları afiyetle yerken nasıl arkadaşlarınıza anlatmadıysanız, yedikten sonra da dizlerinde ağlamak için kapılarını kolay kolay çalamazsınız.