"Tabii. Sırlar tanıdıklarla paylaşılmaz ki . Dönüp dolaşıp bir şekilde karşınıza çıkar yoksa . Sırdaşınız çenesini tutsa da , garip bir borçluluk , suçluluk , öfke duymaya başlıyorsunuz . Ondan çekiniyor , laf aramızda nefret bile ediyorsunuz . Bir sır vereyim mi ?"
“Hayır!"
"Sır şu: sevdiğiniz biriyle aranızdaki bağı telafisiz şekilde incitmek istiyorsanız , ona hemen bir sır verin !"
"Yani?"
" Yani tanıdıklarla konuşmak riskli ama yabancıdan zarar gelmez . Sizi yargılayacak ya da cezalandıracak kadar önemsemezler çünkü ."
"Rahmetli dedem, emektar kösteklisi teklemeye başlayınca, tamamen durdurup öyle kullanmıştı,"
"Niye ? Hiç değilse günde iki kere doğruyu göstersin diye mi? "
"yok, dedem öyle klişe biri değildi. 'Yarım yamalak çalışıp kafamı bozacağına ben onu tamamen bozyım da görsün gün ‘ demişti. Dedemin zaman algısı da biraz değişikti zaten. Saatli Maarif’in yapraklarını da yırtmazdı mesela. Kendisi koparıp kenara ayırmazsa günler geçmezmiş gibi. Yaşlılık işte , insan ölümden korkuyor herhalde. "