Özne artık kendi celladı haline gelmiştir. Bu öz sömürü hegemonyasında ve sürekli değişen ideal tanımlarını yetişmeye çalışırken kendini tüketene kadar sömüren bir öz girişimci olmuştur.
Bizim yer sorunumuz yok yön sorunumuz var dünyanın kime göre neresinde olursak olalım, yönümüz Hakk'a doğru olmalıdır. Çünkü iman nimetinin yeri yurdu yoktur. Müslümanın vatanı her yerdir Müslümana yabancı bir yer yoktur. Aksine O her yerin yerlisidir yine her yer secdegahtır. Rabbimiz her yerde hazır ve nazırdır o halde bu enginliği muhafaza edelim Rabb'imizin Rahman suresinde 17 ve 18 ayetinde buyurduğu gerçeğe uyarak bütün alemi kuşatan bir düşünce iş veya yol tutturalım o iki doğunun da Rabbi iki batının da rabbidir artık Rabbimizin nimetlerinden hangisini inkar edebilirsiniz
Unutmayalım ki anlam, anlama,anlatma ve anlaşma hep kalp ile olur. Kavrayış kalpte başlar. İnsanların zihinlerine giden yol kalpten açılır. İnsan insana kalple bağlanır. Bizde bunun için konferans değil sohbet vardır. Çünkü konferans ağız diliyle, sohbet gönül diliyle yapılandır. Sohbetin etkisi her kitaptan, konferanstan makaleden yüksektir. Eğer biz yenileneceksek ve âlemi yenileyeceksek işe anlamda anlamada, anlatmada ve anlaşmada kulluğumuzu esas kılarak başlamalıyız.
Işin özüne gelelim Evet bizim de medeniyetimiz var ama o diğerlerinden çok farklı zulmü adalet,soygunu ikram ,yalanı gerçek gören medeniyetler ile müminlerin ne alakası olabilir? Sömürgecilik ile sadaka taşının, çatılara hatta bugün ağaç dallarına konan dikenlerle kuş evlerinin ,temizlik bilmeyenlerle hamam kültürünün ,yardım adı altında ülkeleri soyanlarla Allah rızası için tasadduk anlayışında olanlar aynı olabilir mi?