Çıkarken, tam kapıyı kaparken başını kaldırıp bana baktığını gördüm. O anda, tam da gözlerimin içine baktığında anladım neden kendine Şems dediğini. Güneş gibiydi. Baktığı yeri yakıyordu. Tıpkı içimi yakıp, dağladığı gibi...
Ey sırlara sırlanmış yabancı! Nasıl bir ateşsin sen, sana doğru adım atanın semâya yükseliyor dumanı. Yoksa sen ruhlarda ölümcül yaralar açmaya gelen misin? Aşkın kılıcını kınından çıkardın da mı geldin? O kılıçlar, yedi gecenin adına senin omzuna mı vurulacak? Karanlıkları kanınla yırtmaya mı geldin yabancı?
Sen misin kurban, babam mı yoksa yüreğim mi? Kimi yüreğinden tutup kaldırmaya geldin? Kanar mı yüreğin! Kanar mı seni seven içse yudum yudum seni.
Göz nurum, ciğer parem! Sizi Rabbime emanet ediyorum. Sen hicranî ruhumun tesellisisin. Ruhumda hicranlar var fakat şikâyet yok. Ondan geldim ona gidiyorum. Seccadende ellerini göklere kaldırdığın zaman babanı da hatırla, onun için dua et.