Yol, istikamet üzere olmalıdır. İstikamet yolcunun yönelişi, merakı, niyeti, iyilik üzere sebatı, güzeli aramadaki ısrarıdır. Güzergâh yola aittir, onu çizemeyiz. İstikametse bize aittir, onu geliştirdiğimiz ölçüde hayatımıza biçim verir. Bazen çizgimiz ve yürüyüşümüz gayet seyrinde de olsa bazı üzücü durumlarla sınanırız. Her ne yaşıyorsak karakterimizin kuvvet bulması içindir. Güzel, yaşadığı hiçbir şeyin tevekkeli, boşuna ve öylesine olmadığının farkındadır.
Güzel ile yürümek zahmetlidir, sabır ister. Yürüyüşümüz boyunca bize eşlik edenler ve kendilerine eşlik ettiklerimiz olur. Dün olanlar bugün olmaz, uyuşmazlıklar, anlaşmazlıklar araya girer, yarın başkaları gelir, yoldaşlar değişir. Refik olacağımız birine ya rastlar ya rastlamayız ama yürüme ahlakı olanı illaki iyi yoldaşlar bulur.
Kitapların dünyasına girmeden önce herkesin görebileceği şeyleri ben de görüyordum. Vazodaki çiçeği, dalındaki meyveyi, bir resmin renk armonisini... Okudukça vazodaki çiçeğin solgunluğunu, dalındaki meyvenin olgunlaşıncaya kadar geçirdiği evreleri, resimdeki en güzel rengin yanı sıra o resmi güzel kılan fırça darbesinin hangi figür üzerinde olduğunu, nasıl bir ruhtan çıkarak tuval üzerinde ete kemiğe büründüğünü görmeye, seçmeye başladım.