Travmanın ağır etkileri,ancak bölüp uzaklaştırdıklarımıza sahip çıkarak ve yarıklarımızı birleştirip kendimizi tekrar bir bütün olarak deneyimleyerek dinebilir.
İnsan olmak,biraz da yarıklarımızla,kırıklarımızla,çatlaklarımızla yola devam etmek demektir.
Travma;kendilikte,deneyimde,hayatımızda,varoluşumuzda derin bir yırtık demektir.
Varoluşçuluk,büyük bir travmamız olmasa da yaşarken mütemadiyen ufak yırtılmalar yaşadığımızı bizlere hatırlatır;yaşadığımız zorluklar,hayal kırıklıkları,yediğimiz kazıklar veya uğradığımız haksızlıklar.
Diğerlerinin hakkımızda ne düşündüğünü veya hissettiğini tahmin etmeye çalıştığımızda ,başkalarının zihninde belli bir izlenim yaratmak için bir şeyler yaptığımızda veya basitçe kendimize bir adım dışarıdan baktığımızda kendimizi bir nesne olarak deneyimleriz.
Buber'e göre karşımızdaki ile gerçekten özne özneye bir ilişki kurduğumuzda ,onu her an kaybetmeyi de göğüsleriz.İlişkilendiğimiz kişiyi veya şeyi kaybetmemek üzere garanti altına almaya çalıştığımızda onu kendimiz için bir nesne haline getiririz.Böylelikle derin bağı kaybederiz.Buber'e göre de iki seçenek vardır karşımızda,ya garantili,kaybetmeyecekmişiz gibi görünen ama indirgenmiş ilişkiler yaşarız ya da gerçek ve derin bağlar kurarız, bu bağın bütün geçiciliğini de göze alarak.