Başarı, itibar, para, güç, hemen hemen tüm enerjimizi bunları nasıl elde edeceğimizi öğrenmeye harcarız. Sevmeyi öğrenmeye ise verecek hiçbir şeyimiz kalmaz.
Spoiler içerebilir!
İlk bölümde henüz 15 yaşında olan Alex ve arkadaşlarının fütursuzca yaptıkları kötülüklerden bahsediliyor. Beraberinde, insanı düşündüren bir teoriye değiniliyor; kitabın adından da anlaşılacağı üzere hayatımızın genel alanında otomatikleştiriliyoruz. Seçme hakkına sahip olmadığımız için ve iyi olmak zorunda olduğumuz için gerçek anlamda iyi olabiliyor muyuz? Seçme hakkına sahip olsak içimizden gelerek iyi olamaz mıyız?
İkinci bölümde ise birinin ölümüne sebep olduğu için hapiste olan Alex'e psikolojik tedavi uygulanıyor. Alex, tedavide çektiği acılar sonucunda otomatikleşiyor ve iyi biri gibi davranmak zorunda kalıyor.
Siyasete de yer verilen üçüncü bölümde ise Alex hapisten çıkıp eski kötü haline geri dönüyor. Zamanla iyileşip, iyiyi seçiyor ve gerçekten iyi biri oluyor.
Son olarak şunu diyebilirim ki içinden gelmeden yapılan iyilik insanı iyi olmaktan başka her şeye dönüştürüyor, kişi yolunu ve benliğini kaybediyor..