Merve Ulaşer

Merve Ulaşer
@merveulaser
Puan vermedi
Bu kadar keyifli ve okuması lezzetli bir kitaba analiz yazmak bir yandan kolay, bir yandan da çok zor (hoş, benim de haddime değil ama neyse). Zor kısmı ise kitabı övmek için doğru kelimeleri bulmakla ilgili. Çünkü ne desen eksik kalıyor. Evet, kitap tek kelimeyle lezzetliydi. Öyle ki bitmesin diye yavaş okumaya bile çalıştım. Tabii ne kadar başarılı olabildim orası tartışılır. Kitabı bitirdiğimdeyse aklımdan tek bir şey geçti. “Ah keşke bir dizisi yapılsa!” (Ama tabii en fazla iki sezon, fazla uzatmasınlar) dedim. Ee, bu kurgu bir diziyi fazlasıyla hak ediyor zaten. Yönetmen koltuğunda da nedense hemen Çağan Irmak’ı hayal ettim (sanırım Yaratılan dizisinden ötürü). Senarist kısmını ise size bırakıyorum çünkü benim oyuncu kadrom bile neredeyse hazır. Ama kim yazarsa yazsın, yeter ki kitaptaki o büyüyü bozmasın (Bu mümkün mü? Tabii, orası ayrı. Çünkü bu büyüyü bozacaksanız; ‘bu kitaba dokunmayın kardeşim’ muhabbeti bile yapabilirim). Gelelim yazarımıza… Sevgili yazarımız deyim yerindeyse döktürmüş. Kitabı okurken öyle detaylarla karşılaşıyorsunuz ki, her sayfa yeni bir merak kapısı aralıyor. Derken kendinizi “bir bakayım şu kavram neymiş, bu neymiş” diye diye araştırma yaparken buluyorsunuz. Yazar da sanki bunu özellikle istiyor; okuru biraz zorluyor ama keyifli bir şekilde. İyi ki de zorluyor, çünkü araştırmadıkça o metaforik göndermelerin derinliğini fark edemiyorsunuz. İşin güzeli, kitabın içinde kayboldukça farklı katmanlar açılıyor. Karakterleri ele alsan metinlerarasılık çıkıyor, metinlerarasılığı konuşsan üst kurgu karşına dikiliyor. Yani kaçış yok! Belki de bu yüzden kitap, yeni tarihselciliğin en güzel örneklerinden biri olabilir. Gerçeklik ile hayal arasında öyle bir denge kurulmuş ki, bazen hangisi hangisiydi diye düşünürken yakalıyorsun kendini. Şimdi,
1000Kitap
Puslu Kıtalar Atlasıİhsan Oktay Anar · İletişim Yayınları · 202467,6bin okunma