Şubat ayının ikinci kitabı ve şimdiden favorisi olmaya aday! Erkek arkadaş.
Kitabı soluksuz okudum diyebilirim. Kısa bölümlerin de etkisi ile çok akıcıydı. Yazar zaten kitabı okutuyor. Sürekli tahminlerde bulunarak ilerledim ve tek bir olay ile tüm tahminlerimi çürüttü. Şimdiye kadar okuduklarım arasında katilini en güzel saklayan kitap diyebilirim. Olayları çözmek, katili bulmak konusunda övünen beni de şaşırtmayı başardı. Bu yıl 10/10 vermeyi düşündüğüm kitaplar arasında yerini aldı. Gerilim kitabı okumayı ve katili çözme işini sevenlere tavsiye.
-spoiler-
Kitabı okurken başlarda biraz ilerlemekte zorlandım. Orta sonrası daha akıcıydı diyebilirim. Genel olarakta çok kasvetliydi. Evet ortada tutkulu bir aşk vardı ama aşkı yaşayış biçimi çok toksikti. Ve önlerindeki tek engel aslında karakterlerimizin kendileriydi. Birbirlerine bu şekilde davranmak yerine aşklarını gösterebilselerdi çok daha farklı bir son okuyor olabilirdik. Kitabın kalınlığına göre Catherine’e erken veda etmişiz gibi hissettim. Daha sonra küçük Catherine ve küçük Linton Heathcliff’in ilişkilerini okumaya başladık. Onlar ilişkileri için çabalıyorlar, güzel gidebilir derken tekrardan her şey çok kötü ilerlemeye başladı. Baba Heathcliff’in buradaki rolü çok acımasızdı. Keşke Heathcliff bu kadar hastalıklı ve hırslı bir karakter olmasaydı. Nasıl bu kadar kötü olabilir diye düşündüğüm fazlaca olay oldu. En son ölürken biraz daha mutlu ve daha az acımasız biri olduğunu görüyoruz. Bu da aklıma bu ölüm daha erken olsaydı belki Cathy ve Linton için her şey daha farklı olabilirdi düşüncesini getiriyor. Catherine için son Hareton aşkı ile geliyor. Kitabı okurken karakterlere bu açıdan da üzüldüm aslında. Hayatları başka bir dünya, yer yokmuş gibi burada geçiyor ve sadece kuzenleri ile bir aşk yaşıyorlar. Çünkü başka seçenekleri yok. Yine de umarım bundan sonrasında en azından Cathy ve Hareton için mutlu bir son vardır.