"sana yemin ediyorum kewe."
"kewe mi?"
"evet kürtçe keklik demek. bundan böyle ben değil, sen kekliksin. beni kekliğe benzetmiştin hatırlıyor musun? Hayır, kewe. ona sen benziyorsun."
"çirkin,"
"hım?"
"bakmayacak mısın bana?"
"istemediğimden değil."
"o zaman neden?"
"ağlamak istemiyorum," diye itiraf ettim. onu yenmişim gibi sustu.
sessizliği benim gücüm değil, güçsüzlüğümdü.
bunu ona söyleyemedim.
onu yendiğimde, aslında ona yeniliyordum.
bunu o da bilmiyordu.
ona söylemedim.