Ya bizler olduğumuzu sandığımız şey değilsek? Ya bildiğimiz dünya biz ayakta durmuş izlerken ya da oturmuş konuşurken baştan aşağı yeniden şekillendiriliyorsa?
Birtakım insanların bu kapanmayı, bu tükenmişliği kabullenmiş görünmeleri tuhaf değil mi peki? Yoksa eşikaltında, atomaltı bir düzeyde oldum olası hasret duydukları bir şey miydi bu? Birtakım insanlar, daima birtakım insanlardır zaten, Dünya’nın, güneşe en yakın üçüncü gezegeninin, ölümlü varoluş aleminin insan sakinleri içinde küçük bir azınlık.