Onlar öyle (fâsık) kimselerdir ki ("İman ettim, Müslüman oldum." dedikleri halde) Allah'a vermiş oldukları taahhüdü (teslimiyet ve itaat sözünü) bozarlar, hem de Allah'ın birleştirilmesini emrettiği (akraba ve müslümanlar, din ile ahlak ve din ile dünya işleri arasındakı) ilişkileri/bağları keserler ve yeryüzünde (Allah'ın emrine aykırı hareket ve uygulamalarla toplumda) bozgunculuk yaparlar. İşte (dünya ve âhirette) ziyana uğrayanlar onlardır. (bakara, 27)
Bu bağlar kesildiği zaman, insanlar Allah'a karşılık dünyalık rabler edinirler. Din yalnız ahirete yönelik zannedilmeye başlanır Ahlak menfi ve çıkarcı hale dönüşür Böylece toplum bozulur.