Herkes birbirine olduğunca yakın olmaya çaba harcarken diğer yandan kendini tümüyle yalnız hisseder, tek başınalığın her zamanki sonucu olan derin bir güvensizlik, huzursuzluk ve suçluluk duygusuna gömülür.
Birini sevmek sadece güçlü bir duygu değildir; bir düşünce, bir yargı, verilen bir sözdür. Eğer sevgi sadece bir duygu olsaydı, karşılıklı verilen sonsuza kadar sevme sözlerinin hiçbir temeli kalmazdı.
Vaat edilmiş toprak (Toprak her zaman ananın simgesidir) «süt ve bal ırmaklarının aktığı» yer olarak tanımlanır. Süt sevginin ilk görünümünün ilgi ve onaylamanın simgesidir. Bal, yaşamın tatlılığım, ona duyulan sevgiyi ve yaşamanın mutluluğunu simgeler. Annelerin büyük çoğunluğu «süt» verebilmektedir ama onların pek azı «bal» da ekleyebilirler. Annenin bal verebilme yetisine sahip olabilmesi için sadece «iyi anne» olması yetmez, mutlu bir kişi de olmalıdır. Bu noktaya erişen annelerin sayısı pek yüksek değildir. Annenin çocuk üzerindeki etkisi pek abartılmış sayılmaz. Annenin yaşamaya olan tutkusu, huzursuzluğu gibi bulaşıcıdır. Her iki tutum da çocuğun tüm kişiliği üzerinde derin etkilere sahiptir. Gerçekten çocuklar ve yetişkinler arasında, sadece süt emenlerle süt ve balı beraberce alanları birbirinden ayırmak hiç de zor değildir.