✓ "İnsan gözü denilen bir çift küçük noktada bazen ne büyük acılar birikebiliyor!"
[ Erick Maria Remarque, Garp Cephesinde Yeni Bir Şey Yok, Engin Yayıncılık, Syf 149 ]
Nazi ideolojisinin, kökenini oluşturan ırkçı teorilerin somut örneği, 1935 Nürnberg Yasaları yayınlandığında; 23 yaşında Hans Meyer, savaş kahramanı babasının Yahudi olmasından dolayı artık kendisinin de Yahudi muamelesi göreceğini öğrenir. (Hayatında önemli bir dönemeç olduğunu daha bilmiyordu tabi.)
Gestapo tarafından yakalanınca içinde Auschwitz'in de olduğu toplama kamplarında kalır savaş sonuna kadar. Adını Fransız tınılı olacak şekilde değiştirir: Jean Amery. Her ne kadar adını değiştirse de, yazılarında evini hatırlatan Almanca'yı bırakamayacaktı. Bu eylemini doğrulayacak sözü belki vatandaşı söylemişti: "Dil, insanın evidir." (Heidegger)
"Bir gerçekliğin mutlaklık talebinde bulunduğu her yerde, söz ebedî uykuya dalar." Syf 37
Dünya düzeninin yeniden kurulmaya başlayacağı vakit görür ki: İnsanlar yaşanan dehşeti anlamlandırmakla uğraşmıyor, kötülük sıradanlaştırıyordu. Yapılanları 'Olan oldu' kalıbına sıkıştırıp rafa kaldırıyor; üzerlerini kapatıyorlardı.
Bu eskiden olma hali doğal mazeret gibi görünüyordu.
".. ama suçun anısı toplumsal bilinçten silindiği ölçüde huzursuzluk da kaybolur." (Syf 98)
Tabi, üstünü kapatmakla suçluluk azalmıyordu. Geçmişle yüzleşilmemesinin, kötülüğün tekrar doğmasına zemin hazırlamaz mıydı? Hıncın üstesinden gelemediğimiz zaman, unutmuş gibi yapmak ne kadar doğrudur veya insan, insanı ne kadar anlar?
✓ " Kimse kimsenin çektiği acıyı sonsuza dek bilemez. Bundan mı acaba savaşların bir türlü önü alınamıyor?" (Remarque, Dönüş Yolu, Syf 32)
"Alt Edilmişliğin Üstesinden Gelme Denemeleri"
alt başlıklı bu kitapta yazar, bu soruların cevaplarını ve durumu