Selman

Selman
Puan vermedi·304 syf.··
Beğendi
·
2020 68. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2020 20:41
✓ "Bir şiir bir mısraı için okunur."                                  (Dücane Cündioğlu) Resimde bütünü destekleyen ayrıntıların varlığı, onu destekleyerek daha etkili hale getirir. Bu bize, asıl marifetin, detayları doğru işleyebilmek olduğunu kanıtlıyor. ✓Sineklerin Tanrısı kitabında yazarın (William Golding) dediği gibi: "Bazen küçücük bir ayrıntı dikkatini çeker ve alır götürür insanı." Arkadaş, alıp götürmekle kalmadı; kendisine olan merakımı da arttırdı. Onu tanımak ihtiyacı doğurdu bir yandan. Kitabını hemen edinerek bu ihtiyacı yatıştırmaya çalıştım adeta. Tabi, bazı şeyleri kendimizce başkalaştırırız. Ayrıca bir değer verip çabalarız. Hayat da bu değil midir zaten? ✓ "Sevgi Üçgenim" en çok sevdiğim insanla doldururum köşelerini üçgenimin. şimdilerde bir köşesinde sen de varsın." (Syf 102) Benim de şairler üçgenimin bir köşesi artık onun. Aslında herhangi bir şiirini önerip tavsiye vermeme gerek yok. İsmini internette aratıp bir resmine bakmanız, koskoca yüreği görmeniz için yeterli. Hayatında yaşadığı zorlukları yazıp dramatize de etmeyeceğim ve genç yaşta ölen biri için; 'Yaşasaydı daha neler yazacaktı." gibi beylik sözler de söylemeyeceğim ardından. Ancak şunu diyebilirim: ✓ "Sen baharın tasarrufusun, Arkadaş." Böyle diyorum ama önceden farkında olmadan tanışmış da olabilirsiniz zira şiirleri, bazı şarkıların sözlerini oluşturmuş. - Onur Akın: Cam Kolonyası (Sevdadır şiiri) - Ahmet Kaya: Alnında Dağ Ateşi (Aşkla Sana) - Sadık Gürbüz: Pencere (Pencere) - Grup yorum: İsyan Olsun (İsyan Olsun) ✓ "ben de yalnızım çoklar sokağında hem mutsuz" (Syf 161) Cehennem, içinden çıkamadığın; cennetse içine giremediğindir. Mutluluğun bir türlü içine giremiyoruz. Hayatımıza koyamıyoruz onu. Çoklar sokağında biz de belki yalnızız belki de arkadaşsız. ✓ "Gülün
SevdadırArkadaş Zekai Özger · Mayıs Yayınları · 20182,032 okunma
Reklam
Puan vermedi·152 syf.··
Beğendi
·
2020 67. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2020 21:30
✓ "İnsan gözü denilen bir çift küçük noktada bazen ne büyük acılar birikebiliyor!" [ Erick Maria Remarque, Garp Cephesinde Yeni Bir Şey Yok, Engin Yayıncılık, Syf 149 ] Nazi ideolojisinin, kökenini oluşturan ırkçı teorilerin somut örneği, 1935 Nürnberg Yasaları yayınlandığında; 23 yaşında Hans Meyer, savaş kahramanı babasının Yahudi olmasından dolayı artık kendisinin de Yahudi muamelesi göreceğini öğrenir. (Hayatında önemli bir dönemeç olduğunu daha bilmiyordu tabi.) Gestapo tarafından yakalanınca içinde Auschwitz'in de olduğu toplama kamplarında kalır savaş sonuna kadar. Adını Fransız tınılı olacak şekilde değiştirir: Jean Amery. Her ne kadar adını değiştirse de, yazılarında evini hatırlatan Almanca'yı bırakamayacaktı. Bu eylemini doğrulayacak sözü belki vatandaşı söylemişti: "Dil, insanın evidir." (Heidegger) "Bir gerçekliğin mutlaklık talebinde bulunduğu her yerde, söz ebedî uykuya dalar." Syf 37 Dünya düzeninin yeniden kurulmaya başlayacağı vakit görür ki: İnsanlar yaşanan dehşeti anlamlandırmakla uğraşmıyor, kötülük sıradanlaştırıyordu. Yapılanları 'Olan oldu' kalıbına sıkıştırıp rafa kaldırıyor; üzerlerini kapatıyorlardı. Bu eskiden olma hali doğal mazeret gibi görünüyordu. ".. ama suçun anısı toplumsal bilinçten silindiği ölçüde huzursuzluk da kaybolur." (Syf 98) Tabi, üstünü kapatmakla suçluluk azalmıyordu. Geçmişle yüzleşilmemesinin, kötülüğün tekrar doğmasına zemin hazırlamaz mıydı? Hıncın üstesinden gelemediğimiz zaman, unutmuş gibi yapmak ne kadar doğrudur veya insan, insanı ne kadar anlar? ✓ " Kimse kimsenin çektiği acıyı sonsuza dek bilemez. Bundan mı acaba savaşların bir türlü önü alınamıyor?" (Remarque, Dönüş Yolu, Syf 32) "Alt Edilmişliğin Üstesinden Gelme Denemeleri" alt başlıklı bu kitapta yazar, bu soruların cevaplarını ve durumu
Suç ve Kefaretin ÖtesindeJean Amery · Metis Yayınları · 2015116 okunma
Yaşadım ben...
Puan vermedi·340 syf.··
Beğendi
·
2020 58. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 30 Mayıs 2020 21:26
Yazar bu cümleyle bitirdiyse kitabı ben de yazının başında demeliyim ki: Güzel bir kitap okudum ben.. ✓ "Öldükten sonra da yaşamak istiyorsanız; ya okumaya değer şeyler yazın ya da yazılmaya değer şeyler yaşayın.” Victor Hugo Gary, Litvanya'nın Wilno şehrinde başlayan çocukluğunu, annesiyle olan ilişkilerini, izleyen süreçte Varşova ve Nice'e gelişlerini, 2. Dünya Savaşı boyunca yaptığı askerlik mesleğine ilişkin anılarını başarılı bir anlatımla romanlaştırarak kendisini sözcüklerden oluşan bir evrene dönüştürmüştür adeta. [Hırs Dolu Bir Not: Fransa'da her yazara ancak bir kez verilen Goncourt Edebiyat Ödülü'nü, bir kez kendi adıyla kazandıktan sonra Emile Ajar takma adıyla yayımladığı romanıyla da kazanmıştır. Bu ödülü iki kez kazanmış tek yazardır Romain Gary.] ‘‘Yaşayan ve ölen canlılar analarını nasıl sevdilerse, ben de annemi öyle sevdim; ne daha çok, ne daha az, ne de başka türlü. Dünyayı, düzeltip doğrulttuktan sonra onun ayaklarına serivereceğim konusunda kendi kendime söz vermiştim." Anne hakkı ödenmez, diye bir söz vardır ve doğrudur. İnsan ne yapsa annesinin hakkını ödeyemez. Anne ilahi rahmete benzer. Hep verir, fakat karşılık beklemez. Eserimizde de karakterimizin anıları ışığında anne ve oğlun ilişkisini görmekteyiz. Oğlunu yetiştirmeye çalışan, asil bir Fransız olması yolunda uğraşan bir annenin emeği görülmektedir. Bunlar için küçüklüğünden itibaren oğlunu büyük bir özenle yetiştirecek ve sadece onunla ilgilenecektir. Oğluysa bu konuda çalışıp uğraşacağına dair söz vermiştir. Kitapta bu sözleri tutma çabasını görüyoruz. Ancak bu yoğun sevgi karşısında verdiği sözlerini tutmak isteyen adamın uğraşları kendi dünyasında yarattığı benlikle çatışmasına neden olacaktır. Kitapta dediği gibi, bunlar uğruna çok şeyler kaybedecektir: "Anneler çocuklarından
Şafakta Verilmiş Sözüm VardıRomain Gary (Emile Ajar) · Can yayınları · 1997714 okunma
Puan vermedi·77 syf.··
2020 57. kitabı
·
17 saatte okudu
·
Okunma: 21 Mayıs 2020 16:46
✓ Dinin insanları rahat ettirmesi gerekir. Ölümle korkutması değil! (İnherit the Wind, Stanley Kramer, 1960) ✓ Zenginler fakirlere Tanrı'dan başka bir şey bırakmadılar.(Friedrich Nietzsche). Vogayer 1 sondasının 1990 yılında çektiği bir fotoğrafta, günışığı demetlerinin üzerinde, mavi dairenin ortasında, soluk bir mavi nokta olarak görülüyordu. Görülen o "Soluk Mavi Nokta" bizim dünyamızdı. Dünyanın oluşumunun başlangıcından günümüze kadar olan süreci bir kozmik yıla yayarsak, kayıtlı tarihimiz kozmik yılın sadece son on 10 saniyesine tekabül eder. (Cosmos, 1980) Bu veriler, bizim küçüklüğümüzü göstermektedir. Ancak insanoğlu bilinen bu sürelerde dahi dinsiz yaşayamamıştır. Aciz insan hep bir yaratıcıya inanma ihtiyacı hissetmiştir. Onun fıtratında bu vardır. İslamiyet yayılmaya başladığı vakitlerde, dinsizlikle savaşılmamıştır. Zira bozulmuş dini inanışlara karşı savaşılmıştır. İslam'ın getirmiş olduğu reformlar (köleliğin kaldırılması, eğitimle herkesin yönetici olabilmesi vb) dönemin güç sahiplerinin çıkarlarına ters düşüyordu. Onlarda bu reformları kendi çıkarlarınca değiştiriyorlardı. İşte bu süreçte "Dine Karşı Din" mefhumu ortaya çıkmıştır. Şeriati, bu ince kitabında, akademik bilgisini, öğretmen edasıyla örneklerle ve özdeyişlerle anlatmaktadır. ✓ "Din hakkında konuşmak kabalıktır. Kimi inciteceğin belli olmaz." (Big Fish, Tim burton, 2003) Bir esere başlamadan önce önyargılarımızdan arınmamız gerekir. Önyargısız yola çıkarsak belki farklı bakış açısı kazanmış oluruz. Eleştiri, bazı şeyleri kavrayabilme noktasında bizim eksikliğimizi kapatabilir. Siz de okuyup Şeriati'nin hemderdi olmalısınız.
Dine Karşı DinAli Şeriati · Fecr Yayınevi · 20134,557 okunma
Puan vermedi·141 syf.··
Beğendi
·
2020 55. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 20 Mayıs 2020 04:41
✓ "Hiçbir normal hayat acıdan azade değildir." (Film: Beautiful Day in the Neighborhood, Marianne Heller, 2019) ✓ Henri Charrier'e Kelebek romanında der ki: "Acı çeken her insanın yüreği soylulaşır." (Sayfa 508) Soylumuz: Victor E. Frankl Auschwitz ölüm kampında 1.1 milyon insanın öldürüldüğü tahmin edilmektedir. Soykırım dehşetinin sembolü olan bu yerde, yazarımız, 4 yıl boyunca acı tecrübeler yaşamıştır. Savaş öncesi oluşturmaya başladığı logoterapi kuramını da toplama kampında deneyimleriyle birlikte bu kitabında anlatmaktadır. Yazarın kitabını okuyup, onun tecrübelerini anlayabiliyoruz peki onu anlamamızı nasıl sağlamıştı, kurtulmayı nasıl başardı? Kötü bir anın ortasında nasıl geleceğe bakabilmişti? Bu zor şartlar altında onu hayatta tutan bir neden olmalıydı ya da umutlu kalmasını sağlayacak. ✓ Montaigne der ki: "Bir amaca bağlanmayan ruh, yolunu kaybeder. Çünkü her yerde olmak, hiçbir yerde olmamaktır." (Montaigne) İlerisi için hedef göremeyen insan, yaşam anlamsızlaşır. Geçmişindeki düşüncelere dalar ve orada yaşamayı seçer. İlerisi yoktur çünkü. ✓ Kemal Sayar'ın dediği gibi: "Umutsuz olduğumuzda gelecek solar, geride tahammül edilemez bir geçmiş kalır." Ancak yazarımızın solan bir geleceği yoktu onun bir gayesi vardı: Taslağını yazmaya başladığı ve savaş yüzünden tamamlayamadığı kitabını bitirmekti. Ruhunu bir amaca bağlamıştı. Hayatımızda bazen işler rayında gitmeyebilir. Beklenmedik olaylar, yapılan tasarıları uygulama noktasında bizi çaresiz bırakabilmektedir. Acının kök saldığı zamanlarda, mutluluk, mümkün müdür, yoksa böyle zamanlarda mı anlam kazanır? - Epikürcülere göre mutluluk, hazzın mevcudiyeti ve acının yokluğuydu. - Yazarımıza göreyse, haz almak ya da acıdan kaçınmak değil, yaşamında bir anlam bulmaktır. İnsanın temel uğraşı bu
İnsanın Anlam ArayışıViktor E. Frankl · Okuyan Us Yayın · 202651,2bin okunma
Reklam