Aile içindeki mutsuz ve gergin havanın çocuk üzerinde kesin ayrılmadan daha olumsuz etki gösterecektir. Ayrılmak, çocuklara hiç değilse dayanılmaz derecede kötü koşulları insanın gözüpek bir kararla sona erdirebileceğini gösterir.
Kendi hayatına anlam kazandıramadığını anlayan kişi, bu eksikliğini çocuklarının yaşamını değerlendirerek gidermek ister. Ne var ki kendisi başarısızlığa uğrayacağı gibi, çocuklarının da peşinden sürükler. Çünkü varlık sorunu ancak kişinin kendisi tarafından ve kendisi için çözümlenebilir, birinin yerine başkası çözemez.
Hiçbir put kendisine tapan kişiye kendinden beklenenleri veremeyeceği için geçen zamanla birlikte düş kırıklıkları başlar ve çare olarak yeni bir put aranmaya başlanır.
Böylesi sevgi ve evlilik kavramında asıl önemli olan tek başına olmanın dayanılmaz duygusundan kaçıp bir şeye sığınmaktır. "Sevgide" insan en azından yalnızlıktan kaçıp sığınacağı bir liman bulabilir. İki kişi, dünyaya karşı bir tür ortaklık kurar ve bu iki kişilik bencilliğin sevgi olduğu yanılgısına düşer.