Aslında, toplumsal konumu aracılığıyla dışsal onay alma gayretinde olan bir kişinin iç dünyasında büyük ve bitmemiş bir mesele barındırıyor olması ihtimali oldukça yüksektir.
Korkunun kontrolü ele geçirdiği en yaygın yollardan biri kişisel sorumluluğumuzdan kaçmaktır. Otoriteyi başkalarına,kurumlara, bazı makamlara, ideolojilere yansıtır ve bizim için neyin doğru olduğuna karar vermeyi erteleriz. Bizim için neyin işe yarayıp yaramadığını karar vermeye direndiğimiz kendi tecrübemizden ziyade dışsal otoriteye dayandığımız ve hayatımızı neyin genişletip neyin daraltacağını hükmünü kendimiz vermediğimiz sürece asla büyüyemeyiz.
Narsistler, içsel fakirliklerinin başkaları tarafından fark edilmemesi için büyük çaba harcar. Böbürlenirler, itibarlarını şişirirler ve diğer insanları küçümserler veya eleştirildiklerine ve ihmal edildiklerine dair en ufak bir imada yıkılabilir ve kendilerine verilen bu sözde zarar için diğer insanların kendilerini suçlu hissetmesine neden olabilirler. Bütün bu davranışlar bizi kişilerin benlik algılarının boşluğa dayandığını ve bu durumun çocukluklarında ihmal edilmiş olmalarından veya yetersiz aynalama yaşamalarından kaynaklandığı gerçeğinden saptırmak için tasarlanmıştır.