kivancsemirli

(...) masanın karşı tarafında oturmuş, kahvesini içen dayısının söylediklerini de hatırlıyordu: Yemek yemek insanın yalnızca yaşamasını sağlamak için gereken bir şey değildir, bir kimse insanlık dünyasına yemek yeme eylemiyle - belki de bir tek bu yolla - girer, kendini o dünyaya ancak böyle kabul ettirebilir demişti; o zaman dünyadan tek başına geçip gitmeyip, tıpkı yünlü bir kumaşı yiyerek içine yuvalanan bir güve gibi, o kalabalık canlı dayanışma dünyasına girer, onun temel niteliklerini yemek yercesine çiğneyip yutarak kendini, belleğinin de tüm insanlık tarihinin de bir parçası yaparmış; hatta birlikte yenen yemek, insanın "belleğim, kişiliğim, ben-benim" dediği o değersiz ufak kibirlilik ve kendini beğenmişliğin bir yana bırakılıp, o adsız, kalabalık, canlı koskoca dayanışma dünyasında eriyip yok olmasını bile sağlamış - Tıpkı yeryüzünün altındaki dayanıksız kayaların soğuyup zamanla toz haline gelerek savrulup dağılmaları gibi - hem de dün diye bir şey olmadığı, yarın da henüz gelmediği için, hiç umursanmadan ve bir daha hatırlanmamak üzere; dolayısıyla belki de yalnızca dünyadan elini eteğini çekmiş, bir mağarada meşe palamudu yiyip kaynak suları içerek yaşayan çilekeş bir kimse gerçekten övünüp gururlanabilirmiş...
Sayfa 189 - Yapı Kredi Yayınları, Çeviren: Ünal Aytür·Kitabı okudu
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Hiyerarşi ve mülkiyet, kutsalın kavramlarından türeyebilir ancak en vahşi sömürü biçimlerinin kökenleri yetiştirme, sevgi ve ilginin sapkınlıklıkları olarak en mahrem toplumsal ilişkilerdedir."
Sayfa 261 - Epsilon Yayınevi, Çeviri: Kerim Kartal·Kitabı okuyor
"Gelecekteki olayları tahmin edemesek de o olaylar gerçekleşir gerçekleşmez onları kaçınılmazdan başka bir şey olarak görmekte zorlanmak, insanlık durumunun bir parçası gibi görünüyor. Bunu bilmenin bir yolu yok. Bu yüzden kişinin özgürlük ile determinizm arasında kadranı tam olarak nerede ayarlamak istediği büyük ölçüde bir zevk meselesidir. "
Sayfa 260 - Epsilon Yayınevi, Çeviri: Kerim Kartal·Kitabı okuyor
"Köleyi serften, piyondan, tutsaktan veya mahkumdan farklı kılan, toplumsal bağlarının eksikliğidir. En azından hukuki olarak bir kölenin ailesi, akrabaları, topluluğu yoktur; hiçbir söz veremezler ve diğer insanlarla sürekli bir bağ kuramazlar. Bu nedenle "özgür" kelimesi aslında "arkadaş" anlamına gelen bir kökten türetilmiştir. "
Sayfa 237 - Epsilon Yayınevi, Çeviri: Kerim Kartal·Kitabı okuyor
"Toplumlar" diye yazmıştı Mauss, "birbirlerinden ödünç alarak yaşarlar ama kendilerini ödünç almayı kabul etmekten çok reddetmeleriyle tanımlarlar."
Sayfa 221 - Epsilon Yayınevi, Çeviri: Kerim Kartal·Kitabı okuyor