Gerçekte hayatın anlamı sorgulanmamalıydı, çünkü asıl sorgulanacak olan bizlerdik. Asıl bizim hayatın sorduğu sorulara cevap vermemiz gerekiyordu. Bu sorulara da ancak kendi varlığımızın sorumluluğunu alabildiğimiz müddetçe bir karşılık verebilirdik.
Bugünün putları, sistemli şekilde özendirilen bir açgözlülüğün - para, güç, şehvet, zafer, yiyecek ve içecek açgözlülüğünün- nesneleridir. İnsan, bu açgözlülüğün araçlarına ve amaçlarına -üretime, tüketime, askeri güce, işe, devlete- tapınır. Putlarını ne denli güçlendirirse, kendisini o denli yoksullaştırır, kendini o denli boş hisseder. Sevinç yerine, heyecan peşinden koşar; yaşamın yerine, mekanik araç gereç dünyasını sever; gelişme yerine, zenginlik peşinde koşar; olmak gerine, sahip olmaya ve kullanmaya ilgi duyar.