Şunu kabul etmek gerekir ki, dünya çok boktan bir yer. Sana bu dünyayı sevdiren, hayatı çekilir kılan sevdiklerinin bu boktan şeye maruz kalması büyük haksızlık. Sadece güzel olanı görsünler istiyorsun ama yapacak bir şey yok. Herkes bu çirkinliğe maruz kalmak zorunda.
Tüm o kalabalıktan geriye bir tek sahilde durmuş denize doğru el sallayan İsmail Abi kaldı. Kalabalıklar bazı güzellikleri görmemize engel olurlar. Ya da bazı güzellikler yalnızca kalabalıklar çekildiği zaman ortaya çıkar.
Odama geçtim ve uzun süre sessizliği dinledim. İnsanın kendine yapacağı en büyük kötülük kafasını dinlemek. Kendimden biliyorum. Uzun süredir yaptığım tek şey, kafamı dinlemek. Susmuyor bir türlü. Hiçbir şey düşünmeden boş gözlerini tavana dikmek insan için gerçek bir hazine.
“Al işte. Senin o ağzından çıkan lafa kulağın hiç mi hayret etmiyo? Ben kulak olsam utanırım açıkcası. Benim dedem İstanbul’u fetheden...”
“Yuh! Fatih Sultan Mehmet mi senin deden İsmail?”
“Yok. Ama İstanbul’u fetheden ekipte yer almış bi’ insan kendisi. Sayılır yani.”