Metehan Karagöl

İnanma ve ibadet duygusunun, insan fıtratında bulunduğunun göstergesi, bu duygunun devamlı olması ve her zaman ve her yerde yaygın bir şekilde mevcut olmasıdır. Tarihe baktığımızda, tümüyle ibadetten uzak yaşayan hiçbir millet yoktur. Yine, yeryüzünü gözden geçirdiğimizde görürüz ki ibadet, her yerde vardır. İşte bu durum, ibadetin fıtrî bir olgu olduğunun delilidir. İnsan fıtratındaki tapınma arzusu, Tevhid dini ve evrende hâkim olan kudretin tanınması vesilesiyle bütün beşeriyetin, halkların, sosyal sınıfların, ailelerin ve fertlerin birliğine dönüşür ve bunun neticesinde de hukuk birliğinin, değer ve onur birliğinin ortaya çıkmasına sebep olur.
Sayfa 11·Kitabı okuyor
Sergeant Troy seems to be trying something.
Herhalde ortalama bir adam, sıradan bir kadına âşık olur. Kadın onunla evlenebilir, adam mutlu olur ve faydalı bir hayat yaşar. Sizin gibi kadınlaraysa yüz erkek gönlünü kaptırır; gözleriniz pek çoğunu büyüleyerek boşu boşuna umutlandırır onları... bunca insan arasından sadece biriyle evlenebilirsiniz. Geride kalanların yirmi tanesi hor görülen aşklarının acısını boğmak için içkiye sarılır; yirmi tanesi sizinle birlikte olmaktan başka bir hırsları olmadığı için hayatlarının geri kalanını herhangi bir arzu veya dünya üzerinde bir iz bırakma çabası olmadan geçirir; bir başka yirmi tanesi -büyük ihtimalle hassas bir insan olarak ben de bu gruba dahilim- arkanızdan sürüklenir, sizi görebilecekleri yerlerde dolanıp durur, umutsuz şeyler yaparlar. Erkekler daima böyle sersem yaratıklardır işte! Geri kalanlar tutkularını unutmaya çabalar ve kısmen de bunu başarabilirler. Fakat bu erkeklerin hepsi mutsuz olacaktır. Ve sadece bu doksan dokuz erkek değil, evlenebilecekleri doksan dokuz kadın da onlarla birlikte mutsuz olur. İşte öyküm bu kadar. İşte bu yüzden sizin gibi çekici bir kadının insanlık için bir nimet sayılmayacağını söyledim.
Sayfa 218·Kitabı okuyor
Birtakım Kurtulma Çabaları
Hayatının bu döneminde her Hristiyan çocuğun Kutsal Kitap'ı okuma konusunda hissettiği içgüdüsel isteksizliği aşmış, onu sık sık okumaya başlamıştı. İçinden şöyle dedi: "Yüreği tuzak, elleri kapan olan kadını ölümden daha acı bulurum!" Bu sadece bir nida, fırtına yüzünden oluşmuş bir köpüktü. Gabriel Bathsheba'yı hâlâ eskisi kadar seviyordu.
Sayfa 192·Kitabı okuyor
Nesnelere asıl rengini veren şeyin emdikleri değil de redderek yansıttıkları ışınlar olduğunu öğrendik; benzer şekilde insanlar da sevmedikleri ve karşı oldukları şeylere göre değerlendirilir, iyi hâlleri bir özellik olarak görülmez bile.
Sayfa 189·Kitabı okuyor
Bathsheba kaç erkeği paramparça edeceksin? Durmak gerekmez mi?
Boldwood ona sanki daha önce hiç görmediği ve asla anlayamayacağı yabancı bir şeymiş gibi baktı; çapkın, ayıplayan veya anlayış dolu bir bakış değildi bu, daha ziyade tarlada çalışan bir köylünün geçen bir trene baktığı gibi, ifadesiz bir bakıştı. Boldwood'a göre kadınlar insanı tamamlayan, olmazsa olmazlar değil, uzaklarda bir yerlerdeki bilinmezlerdi; yön, hareket ve istikrarı belirsiz olan kuyrukluyıldızlara benziyorlardı, yörüngelerinin geometrik veya sabit olup olmaması ve kendilerine has kanunlara tabi olup olmamaları ya da şöyle üstünkörü bir göründüklerinde hemen kaybolup kaybolmayacakları Boldwood'un üzerine hiç kafa yormadığı şeylerdi.
Sayfa 150·Kitabı okuyor