Zira sevenler, sevdiklerini daima gönüllerinde taşırlar ve asla hatırlarından çıkarmazlar. Sevgisiz bir kalp ise ham toprak gibidir. Mârifet sevmektedir. Zira varlığın sebebi muhabbettir.
Gerçekten etrafımızı bir ibret nazarıyla seyredersek, ufukların derinliklerine doğru uzanan göklerin yerlere kapanışı, dağların uyanışları, ne değişik bir secde hâlidir.
Bir cenâzenin kabre konulmasından sonra kurtlar bedene ilişinceye kadar, hısım-akraba da tâziyelerini hemen hemen bitirmiş olurlar. Daha sonra mirasçılar mal bölme görüşmelerine başlarken, toprak da bedeni parçalayıp yok etmeye başlar. Her iki faâliyet de bir bakıma aynı zamanda sürdürülür ve bitirilir. Bir yanda beden tüketilirken diğer bir yanda da servet dağıtılır. Bu hâli hayretle seyreden ruh, birçok yaptığına pişman olarak elini dizine vurmak ister; ama ortada ne el kalmıştır ne de diz! .. Yalnız ameller müstesnã ... Dünyada sahip olunan takvâ ve sâlih ameller, âhiret hayatımızın en hayırlı sermayesi olacaktır.
Bir sahabi Yâ Rasûlallah! Bana öğüt ver, ancak kısa ve öz olsun! dedi.
Bunun üzerine Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- "Namazını, (hayata) vedâ eden bir kimsenin namazı gibi kıl! Özür dilemen gereken bir sözü söyleme! İnsanların elindekilerden ümidini kes!" buyurdular.