meysa

meysa
@meysa_usl
Ankara üniversitesi Ads
Önlisans son sınıf
Ankara
35 okur puanı
Mart 2021 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Hiç sahip olmadığınız şeylere bakıp ben buna sahip olsam daha iyi davranırdım şöyle yapardım böyle yapardım dediğiniz oldu mu? İnanın benim çok oldu sonra bir şeyler değişti hayatımda insanlar değişti öncelikler değişti düşünceler değişti masumluk girdi tekrardan hayatıma pembe rengi sevmeye başladım tekrardan papatyalar eskisi gibi kötü gözükmemeye başladı hatta hoşuma bile gidiyor artık. Işıklar daha loş bazı insanlar daha anlamlı. İnsanlar değişir gelişir hatta deyim yerinde ise evrimleşir güzelleşir güzel düşünmeye başlar. Ben artık güzel düşünüyorum kimseyi kınamıyorum hayatımdaki kötülüklerden kurtuldum iyiliklere odaklandım sevdiklerime odaklandım en çok da kendime odaklandım. Kendimi sevmeye başladım tekrardan kendime öncelik vermeye başladım.Sevdiğim insan için kendim için kendimin en iyi versiyonu olmaya karar verdim. Bazı şeylerin farkına vardım en azından. Misal her şeye anlam yüklemeye gerek yok herkes benim gibi hissedemez ve her insanın kendini ifade ediş şekli farklıdır. Bazı insanlar daha sessiz sakin ve olgun iken bazılarıda benim gibi heyecanlıdır. Ben kendimi bildim bileli sevdiğim şeyler beni heyecanlandırır.Güzel bir şarkı keşfetmek heyecanlandırır, hediye almak, güzel sözler söylenmesi,hobilerimden yeteneklerimden bahsetmek, ufak bakışlar ufak kaçamaklar, düşünülmek,sevilmek, sevdiğim insana temas etmek, her hangi bir hayvanın kendini sevdirmesi benden kaçmaması bile beni heyecanlandırır. Hatta ben hayvanları insanlardan daha çok severim. Çünkü kendimi en masum onların yanında hissederim. Hava güzel bir renge büründüğü zaman yürümeyi severim ufak ufak üşümeyi tenime rüzgarın değmesini severim. Sabahları uyandığımda yanımda peluş hayvanlarımı görmek beni mutu eder. Bazı şarkıları sadece kendimin dinlediğini bilmek hoşuma gider. İçimin ürpermesini
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Şüphe
Hislerimizden her zaman emin olmayız. Hisler değişkendir, hava gibidir. Bazen açık ve güneşli bazense kapalı ve bulutludur. Bu yüzden hisler değişkendir sabit olamaz. Birisinden sürekli nefret edemeyeceğin gibi sürekli aynı sevgiyi de gösteremez hissedemezsin. Ondan dolayıdır ki hislerinden tamamen emin olan insanlardan hep şüphe etmişimdir. Çünkü bana göre ya başından beri hiç bir şey hissetmiyordur yada kendini kandırıyordur. İnsan kendini kandırmaya alışık bir varlıktır. Bunun üzerine bir çok deney bile vardır eğer bir şeye çok fazla inanırsan onu gerçekleştirme olasılığın ya çok artar ya da kendini kandırırsın. Birine aşık olduğunu iddia eder ve bunun peşinden gidersen ya gerçekten aşık olursun yada aşık oldum sanarsın. Sakin olsan biraz vakit ayırsan benliğine belki azıcık bile düşünsen ne olduğunun farkına varırsın oysaki. Bir insanı tanımadan onu sevemezsin. Bir hayvanla vakit geçirmeden onun güvenini kazanamazsın. Bir aleti kurcalamadan kullanmadan onun ne işe yaradığını çözemezsin. Bir insanı sinirlendirmeden gerçek düşüncelerini bilemezsin. Bir insanı izlemeden onun yüzünü bilemezsin. Fedakarlık yapmadan aşık olamazsın. Cefa çekmeden sefa süremezsin. İlişkinin dinamiğini oturtmadan birbirini anlayamazsın. Tedirgin olduğun yerde kendini yeteri kadar iyi ifade edemezsin. Bu hayatta her şey sebep-sonuç ilişkisine dayalıdır. Nasıl güneşin doğmasının sebebi yeni bir gün yaratmak içinse, bir insanla karşılaşmamızın sebebi ya imtihan yaşamak içindir ya da diğer yarımızı bulduğumuzu anlamak için. Başlarda sebebi bilsek de sonuca ulaşmak her zaman kolay olamayabilir. Her sebep sonucuyla gelir hayatımıza, her sonuç sebebini içinde barındırır. Yaşadığımız her sorun şükretmek ve normal de neler olduğunu kavrayabilmemiz içindir. Hasta olmamız sağlığın ne demek olduğunu
Umut vadetmek
Risk almak...Yaşamak da bir nebze risk almak değil mi? Aslında hepimiz sistemin bir parçası olmaya devam ediyoruz ,düşünmeden sorgulamadan yaşayıp gidiyoruz. Arsız arsız her sabah aynı güneşe uyanmak. Kahvaltı yapmak, aynı yollardan geçmek. Tekrar tekrar aynı rutini gerçekleştirmek. Ama bizi diğerlerinden ayıran risk almak. İnsanlara güvenmek de risk almaya girer mi? Sonu belirsiz, bir nevi kumar değil mi? Peki ya tekrardan birini sevmek? Bir şeyler hissetmek mesela. Tekrardan içinin uyuşması karnının karıncalanması tüylerinin diken diken olması. Tuhaf hissetmek ellerinin titremesi yanaklarının kızarması. Mutlu olmak...ama yapamamak çünkü son zamanlarda bu kavram çoğumuza uzak, çoğumuza yabancı. Hatta imkansız. İmkansızı başarabilmek için iyi bir insan denk gelmek ve onu hayatında tutmaya çalışmak. Bir buluşma için saatlerce hazırlanmak özenmek süslenmek. Akşam büyük bir heyecanla olanları arkadaşlarına anlatmak. Akışına bırakmaya çalışmak ama yinede taktik uygulamak. Her ne kadar korkutucu olsa da birine güvenmek bunu yapabilecek cesarete sahip olmak. Yani risk almak diyorum değer mi değmez mi bilmeden hazır olmak her şeye. Teslim etmek kendini karşındakine, katilin mi kurtarıcın mı bilmeden. Benim risk kavramım uçuk kaçık. Aynı fikirlere sahip olmadığın insanlarla aynı odada olmak da risk almaktır mantık çerçevesinde. Kendini ve fikrini savunabilecek misin bilmeden konuşmaya başlamak. Eleştiriye maruz kalmak ve karşısında nasıl bir tepki vereceğini çıkaramamakta risk almak demektir. Benim hayatta sürekli olarak yaptığım tek şey örneklemek ve benzetmek. Risk almak, kör bir insanın tek başına değneği olmadan karşıdan karşıya geçmesidir. Bu problemde bir çok farklı sonuç var. Araç kullanıcısının dikkatli olması, adama yardım edecek birilerinin olması, adamın şanslı
Yabancı
Bazı günler aynadaki yansımam bana yabancı geliyor. Benimle sekronize şekilde hareket eden yabancı üzgün gözlerle beni izliyor. Bazen diyorum ki ben böyle değildim gülerdim gözlerimde ışıltı olurdu umursamazdım hiç bir şeyi ne oldu acaba bana? Bazen aynadaki yabancı acıyor bana üzülüyor benim için, anlıyorum gözlerindeki bakıştan ürkek ürkek bakıyor yanlış anlamayım diye. Gözlerini kaçırıyor çoğu zaman kaçırmadığı zamanlarda da yorgun bakıyor bana. Sana bunları yapmalarına nasıl izin verdin der gibi. Tanıyamıyorum bazen kendimi olayları uzaktan izleyen 3. kişi gibiyim kendi hayatıma karşı. Müdahale edemiyorum hiç bir şeye sanki olması gerekiyor gibi. Aynadaki yabancı çok yorgun düşmüş onun dinlenmeye ihtiyacı var diye düşünüyorum. Aynadaki yabancıya en çok ben üzülüyorum en çok ben nefret ediyorum o yorgun surattan. Gözleri şişmiş aynı mevzuları ısıtıp ısıtıp ağlayan kızdan en çok ben şikayetçiyim. Bazen aynadaki kişi çok durgun bakıyor tanıyamıyorum. Aynadaki kız hep böyle üzgün mü bakacak bana diyorum. Hep böyle acıklı bir şekilde mi büzülmesi lazım dudağının?Omuzları düşük mü olmalı? Saçları dağınık makyajı bozulmuş gözleri kızarık yüzü soluk mu olmalı hep? Aynadaki kıza en çok ben üzülüyorum biliyor musunuz...En çok da ben üzüyorum onu. En çok ben yaralıyorum en çok ben eziyet ediyorum ona. Ama farklı bi yanı da var o kızın, banyonun aynasında o kız hep daha güzel bakıyor sanki hiç kırılmamış gibi sanki diğer aynalardaki o değilmiş gibi. Ne anlatırsam anlatayım sonu aynı bitiyor hep ya beni anlamıyorsunuz ya beni sevemiyorsunuz ya da beni tanımıyorsunuz. Olay örgüsü aynı olsa da bazı günler aynadaki yansımam yabancı geliyor bana...
Hep diyorum ya bilmezsiniz siz beni...
Sen bilmezsin yağmur yağınca makyajım dahi olsa kafamı geriye atıp damlaları yüzümde hissettiğimi. Bilmezsin duştan çıktıktan sonra saçlarımın kokusunu ,çıkar çıkmaz saçımı kesme isteğimi. Gece aynada ne kadar güzel göründüğümü. Anısı olan yerden geçince diken diken olan tüylerimi. İsteyince ne kadar cilveli ve masum olduğumu isteyince de ne kadar acımasız olduğumu. Ne kadar duygusal olduğumu. Yolda bir kedi görünce geç kalma pahasınada olsa durup onu sevdiğimi. Sevdiğim insanlarla yemek yerken alınan şeyi özenle hazırlayıp ona verişimi. Unutkan bir insan olduğum için herkesin doğum gününü telefonuma kaydedişimi. Dondurmanın en dibini ne kadar sevsemde değer verdiğim insana verişimi. Bilmiyorsun kendimden çok başkalarını düşündüğümü. Elimde olmayan şeyler için düşünüp uykularımı kaçırdığımı, sevdiğim kişilerin yanlışlarını görmezden geldiğimi. Bana yaptıklarını onlara yakıştıramadığımı. Kendime yediremediğimi. Kaç gecedir kabus gördüğümü ama güçlü durmaya çalıştığımı saat başı uyandığımı rüyalarıma girdiğini bilmiyorsun. Sen duysan bunları bir kaç ay önce, seninde gözlerin dolardı benim gibi sende yakıştıramazdın kendine. Ah 2023 o kadar çok şey aldın ki benden uğursuzluğunu bu yılada sıçrattın bulaştırdın yüzümüze gözümüze. Kız kardeşimle aramı mahvettin, kalbimi hem en güzel hale getirip giydirip süsleyip katiline verdin acımadan onu katletmesine izin verdin. Siz bilmezsiniz eskiye dönebilmek için nelerden vazgeçebileceğimi. Bilmezsiniz en sevdiğim rengi bilmezsiniz alejilerimi. Bilmezsiniz neye alınır küserim. Bilmezsiniz ufak bir şeye nasıl sevindiğimi...Şöyle bir baksanız içime aslında bende sevilecek umursanacak uğruna savaşılacak biriyim. Ama ne yazık ki siz bakmazsınız,görmezsiniz. Sorgulamazsınız merak etmezsiniz gülüp geçersiniz. Sen bakazsın bana bilmezsin