Giriş Yap
Varlığımın bahçesinin çevresine, değme sur duvarından daha ürkütücü, neredeyse göğü tutan parmaklıklar diktim, bu sayede başkalarını rahatça hem görüp hem dışlayabiliyor, birer yabancı olarak kalmalarını sağlıyorum.
Reklam
·
Reklamlar hakkında
"Dünyalarına yabancı bir hava bulaşacak diye ödleri kopar."
Sahtenin Estetiği
Hayat, hayatın dile getirilmesine engel olur. Büyük bir aşk yaşasam asla anlatamazdım. Bu dolambaçlı sayfalarda size karşı sergilediğim ben gerçekten var mı, yoksa kendi uydurduğum sahte ve estetik bir kavram mı, bunu kendim de bilemiyorum. Doğru bildiniz, estetik olarak bir başkasında kendimi yaşıyorum. Kendi hayatımı, varlığıma yabancı bir maddeden bir heykel gibi yonttum. O kadar kendimin dışına çıkardım ki kendimi, özbilincimi sırf bir sanat malzemesine öyle çok indirgedim ki, kendimi tanıyamadığım oluyor. Bu gerçekdışılığın ardında, kimim ben? Bilmiyorum. Biri olmalıyım mutlaka. Ve yaşamaya, hareket etmeye, hissetmeye çabalamıyorsam, –samimi söylüyorum bunu– farazi kişiliğimin belirlenmiş sınırlarını altüst etmemek içindir. Olmayı istemiş olduğum ve olmadığım kişi olmak istiyorum. Pes edersem çökerim. Bir sanat yapıtı olmak istiyorum, bedenimle olamadığıma göre en azından ruhumla. İşte bunun için sakin ve ilgisiz bir pozda yonttum heykelimi, sahteliğimin anlamsız bir çiçek gibi, uzak bir güzellik olarak açılıp serpilebileceği bir yerde, yani fazla serin meltemlerin, fazla gerçek ışıkların giremediği bir serada duran bir heykel bu. Bazen düşünüyorum da, düşlerimi birleştirerek kendime kesintisizce akacak ikinci bir hayat kursam ne hoş olurdu, günlerimi düşsel konuklarla, uyduruk insanlarla geçireceğim, acısını da keyfini de yaşayacağım, ikinci bir hayat. Öyle bir dünyada başıma felaketler gelir, büyük sevinçler üzerimde erirdi. Ve bana dair hiçbir şey gerçek olmazdı. Ama her şeyin kendine has, muhteşem bir mantığı olurdu, her şey haz verici bir yalanın ritmiyle akıp giderdi, her şey ruhumdan yapılmış bir şehirde olup biterdi, ruhum ise sakin bir trenle içimde çok uzaklara, çok uzaklardaki bir perona gidip kaybolurdu... ve bütün bunlar hem dış hayattaki gibi, hem de Güneşin Ölümü’ndeki estetik gibi açık, kaçınılmaz olurdu.
Huzursuzluğun Kitabı, Fernando PessoaSayfa 163 - 163-164 h.k 114
''Fakat birdenbire başka bir korku çöktü üzerime, avcı gibi kovalayan, zalim bir korku: Adını bile bilmediğim bu yabancı adam şimdi uyanacak ve benimle konuşacaktı.''
Reklam
·
Reklamlar hakkında
Tanrı'yı düşünmeyen kendisine yabancı kalır.
"Kendimi ancak onunla ilgili düşüncem aracılığıyla anlayabiliyorum. Kendini tanımak ancak bu şekilde bir anlam kazanabilir ve bir amaca doğru yönelebilir. Tanrı'yı düşünmeyen kendisine yabancı kalır. Çünkü kendini tanımanın tek yolu Tanrı'dan geçer ve dünya tarihi onun aldığı biçimlerin tanımlamasından başka bir şey değildir"
Gözyaşları ve Azizler, Emil Michel CioranSayfa 54 - Jaguar Yayınları Çev. İsmail Yerguz
Reklam
·
Reklamlar hakkında
2
1000
10bin öğeden 1 ile 15 arasındakiler gösteriliyor.
©2022 · 1000Kitap Web Uygulaması · 2.27.30