Nurullah Genç

Nurullah Genç

Yazar
8.7/10
259 Kişi
·
865
Okunma
·
315
Beğeni
·
11.915
Gösterim
Adı:
Nurullah Genç
Unvan:
Türk Şair, Akademisyen
Doğum:
Horasan, 9 Eylül 1960
09.09.1960 yılında Erzurum'un Horasan ilçesinde doğdu. İlkokulu, köyünde okul olmadığı için, akrabalarının yanında iki ayrı köyde iki yıl üç ay okuyarak bitirdi. Ortaokul birinci sınıf için Kars'a gitti; teyzesinin yanında Merkez Ortaokuluna devam etti. Amcası köyden Horasan'a evini taşıyınca, ortaokul 2 ve 3. sınıfları onun yanında okudu ve Horasan Ortaokulundan diploma aldı. Ortaokul 2. Sınıftan itibaren çalışmaya başladı. Boyacılık, garsonluk, bulaşıkçılık yaptı. Ayakkabı boya fiyatını 50 kuruştan 25 kuruşa düşürdüğü ve kaliteyi de üst düzeyde tuttuğu için Horasandaki kahvehanelerin aranan boyacısı oldu. Ayakkabısının rengine, oturduğu kahvehaneye gidiş saatine ve hangi sıklıkta boya istediğine göre müşteri arşivi oluşturdu. Bu durumdan rahatsız olan diğer boyacılar sonunda dayanamadılar ve piyasalarını bozan bu yeni boyacıyı bir kenarda kıstırıp darp ettiler. Boya sandığını kırıp dağıttılar. Boyacılık yapmaktan mecburen vazgeçti. 3. Sınıfta gece fırında çalıştı, gündüz okula gitti. Yakınları sınıfta kalacağını düşünürken, okul birincisi oldu; fırıncılığı öğrendi ve daha sonra üniversiteyi bitirene kadar her yaz fırında çalıştı.

Parasız yatılı sınavlarına girdi. Sonuç belgesi gelmediği için kazanıp kazanamadığını bilemedi. Babası, ahırındaki 10 koyundan sekizini satarak onu paralı yatılıya kaydettirdi ve böylece Erzurum İmam - Hatip lisesindeki okul yılları başlamış oldu. İki ay paralı yatılı da kaldı. Sonra parasız yatılıyı kazanmış olduğunu öğrenince, Lisenin hemen bitişiğindeki yurt binasına yerleşti. Babası, paralı yatılıdan ayrılırken yatırdığı ücreti geri almadı ve ihtiyaç sahibi çocuklar için harcanmasını istedi. Babasının bu davranışı karşısında çok duygulandı ve bir süre sonra yeni bir boya sandığı yaptırarak ders çıkışlarında yurt kantininde boyacılık yapmaya başladı. Ödev yapma zamanı olmayan öğrenciler için para karşılığı ödevler yaptı. Dört yıl böyle devam etti.

Lise yılları boyunca derslerin dışında çok sayıda kitap okudu. Gözlük takmaya başladı. Şiir çalışmaları yaptı ve ödüller aldı. Tarım ve Orman Bakanlığının şiir yarışmasında Türkiye ikincisi oldu. Milli Türk Talebe Birliği Hicri 1400 konulu şiir yarışmasında Hicret isimli şiiriyle Türkiye birincisi oldu ve bu şiir Nesil dergisinde yayınlandı. Tiyatroya ilgi duydu. Her yıl takdirname aldı ve 1978-1979 eğitim-öğretim yılı sonunda Erzurum İmam – Hatip Lisesini birinci olarak bitirdi. Boyacılıktan kazandığı paralarla 10 tane koyun alıp köyüne, babasının ahırına götürdü ve lise süreci böylece tamamlanmış oldu.

O yıl yapılan üniversite sınavları sonucunda Atatürk Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi'ni kazandı ve okul hayatına orada devam etti. Üniversite yurtlarında kalmaya başladı. İlk yıl yurt kantininde boyacılık yapmayı sürdürdü. Siyasi bir kavganın ortasında kalıp boya sandığı kırılıp dağıtılınca, bunu yapmaktan vazgeçti. İnşaatlarda ve fırınlarda çalıştı. İşten geç çıkıp yetişemediği için kapısı kapanan yurtlara giremediği zamanlar, daha sonra Siyah Gözlerine beni de Götür şiirinin yazılacağı Erzurum tren garında, bankların üzerinde uyudu. Üniversite yıllarında şiirleri edebiyat dergilerinde yayınlanmaya başladı. Aylık derginin daimi kadrosunda yer aldı. Bir grup arkadaşıyla birlikte Genç Kuşak dergisini çıkardı ve orada şiirleri yayınlandı. Yeni Devir Gazetesi Genç Kalemler Makale yarışmasında Yaşar Garip Koyuncu mahlasıyla Türkiye ikincisi oldu.

İlk stratejik planını üniversitenin birinci sınıfında yaptı. Vizyonunu ve misyonunu belirleyerek dolabının kapağına, "20 yıl sonra yönetim ve organizasyon profesörü ve Türkiye'nin tanıdığı bir şair olacağım" diye yazdı. Bu durum arkadaşları tarafından garip karşılansa da, düşüncesinden ve kararından vazgeçmedi. Çalışmalarını, gelecek için oluşturduğu bu zihni tasarıma göre yürüttü.

Üniversite yıllarında edebi çalışmalarının yanında tiyatro ve satranç çalışmaları da yaptı. Yurt-Kur Bölge tiyatrosu adına Moliere'in Cimri isimli oyununu sergiledi. Harpagon adlı cimri karakterini oynayıp büyük beğeni kazandı. Erzurumda bulunan ve oyunu izleyen devlet tiyatroları yönetmeni, kendisine profesyonel tiyatro yapma teklifinde bulundu. Fakat şartlar dolayısıyla kabul edemedi. Yine aynı yıllarda satranç oynamaya başladı. Ve daha sonra Erzurum satranç şampiyonu olarak Türkiye Satranç liginde yer aldı.

1983 yılında fakülteyi bitirdi. 1984 yılında aynı fakülteye araştırma görevlisi olarak girdi. Yönetim ve Organizasyon alanında yüksek lisans yaptı. İki yıl doktora programı açılmasını bekledi. 1990'da doktor, 1995'te doçent, 2001 yılında profesör oldu. 2003 yılında Kocaeli Üniversitesine geçti ve orada yedi yıl çalıştı.

1994-2013 yılları arasında kamu ve özel sektör kuruluşlarına danışmanlık hizmetlerinde bulundu. Çok sayıda işletmenin reorganizasyonunu gerçekleştirdi ve stratejik planını yaptı. Aile işletmelerine ortaklık bilinci ve yapısı hususunda hizmet verdi, aile anayasaları hazırladı. Kocaeli Üniversitesinin stratejik planlama çalışmalarında bulundu. Bologna Eşgüdüm Komisyonunda yer aldı. 2010 yılında emekli oldu ve İstanbul Ticaret Üniversitesinde çalışmaya başladı. Bölüm başkanlığı ve dekanlık görevlerinde bulundu. İstanbul Ticaret Üniversitesinin 2012-2017 Stratejik Planı'nı hazırlama kuruluna başkanlık etti.

31 Aralık 2012 de Sermaye Piyasası Kurulu'na Üye olarak atandı. 10 Şubat 2015 tarihine kadar Sermaye Piyasası Kurulu üyesi ve Başkan vekili olarak görev yaptı. 1 Mayıs 2015 tarihinde Merkez Bankası Meclis Üyesi olarak göreve başladı. Halen bu görevini sürdürmektedir.


1990 Türkiye Diyanet Vakfı N'at-ı Şerif Büyük Ödülü Sahibi (Yağmur şiiri ile).
1987 Kültür ve Turizm Bakanlığı Roman Teşvik Ödülü sahibi (Tutkular Keder Oldu romanı ile).
1996 Doğu Anadolu Gazeteciler Cemiyeti Kültür Hizmet Ödülü sahibi.
1998 Tuzla Belediyesi Gül Şiirleri Armağanı Ödülü sahibi(Gül ve Ben isimli eseri ile ile).
1999 Türkiye Yazarlar Birliği Yılın Şairi Ödülü sahibi(Hüznün Lalesidir Dünya eseriyle).

Yıllardır işletme yönetimi kapsamında pek çok işletmeye danışmanlık yapan ve eğitimler gerçekleştiren Genç, proje uygulama ve stratejik planlama alanlarında da hizmet vermektedir.

 
Eğer akıl mutluluk için yeterli olsaydı, yeryüzünde kötülüğün adı kalmazdı. Demek ki, akıl yetmiyor. Başka şeyler lazım; akıldan öte ve üstün!...
224 syf.
·29 günde·Beğendi·9/10
Kitabı ilk açtığımda aklıma bir cümle takıldı nereden estiyse “Birini son görüşünüzden daha acı olan şey onu bir daha göremeyecek olmanızdır.” Kitap başladı bu cümle bitti bu cümle.

"Var Eden’in adıyla insanlığa inen Nur
Bir gece yansıyınca kente Sibir dağından
Toprağı kirlerinden arındırır bir Yağmur"

Benimle birlikteliği ayı bulan Yağmur şehir şehir eşlik etti bana. Kitap aslında okuduğum Nar Ağacı kitabının yanında çerez olsun diye taşıdığımdı. Lakin görünen o ki boynuz kulağı geçmiş, çerez dediğimiz kitap asıl kitaptan çok ama çok dolu ve içerikli çıktı.

"Kutlu bir zaferdir bu ebabil dudağından
Rahmet vadilerinden boşanır ab-ı hayat
En müstesna doğuşa hamiledir kâinat."

Her zaman okuduğum asıl kitapların arasına ufak tefek şiir kitapları sıkıştırır, bazen açar okur, sonra aslolan kitabıma devam ederim. Bu huy iyice oturdu üzerime ve hoşuma da gitmeye başladı.

"Yıllardır boz bulanık suları yudumladım,
Bir pelikan hüznüyle yürüdüm kumsalları,
Yağmur, seni bekleyen bir taş da ben olsaydım."

Nurullah Genç’ten bahsetmeye herhâlde lüzum yoktur. Ki kendisi benim en sevdiğim ahir zaman şairlerindendir. 29 harfin öyle güzel bir kombinasyonunu yapıyor ki, direkt hem akla hem de kalbe hitap ediyor.

"Hasretin alev alev içime bir an düştü,
Değişti hayal köşküm, gözümde viran düştü,
Sonsuzluk çiçeklerle donandı yüreğimde,
Yağmalanmış ruhuma yeni bir devran düştü."

Gönülden yazılan eserler her zaman kendi kendini okutturmaya heveslidir. Yağmur şiiri de bunlardan bir tanesi olup, kitaba ismini veren şiirdir. Fuzuli’nin Su Kaside’si olsun, Kur’an Şairi Mehmet Akif Ersoy şiirleri olsun, Yunus Emre şiirleri olsun hep tasavvufi bir tat ile bezenmiştir. Bu haliyle de okuyanını mest etmekten başka çareleri olmayan eserlerdir.

"İhtiyar cübbesinden kan süzülür Nebi'nin,
Gökyüzü dalgalanır ipekten kanatlarla,
Mehtabını düşlerken o mühür sahibinin,
Sarsılır Ebu Kubeys kovulmuş feryatlarla,
Evlerin arasına dikilir yeşil bayrak,
Yeryüzü avaredir, yapayalnız ve kurak."

Toplamda 43 şiirden ve kitabın belli bir yerinden sonra Yağmur adlı şiirin şerhi ile devam etmektedir. Muazzam güzellikteki sözcük toplulukları okunmaya değecek kadar manalı ve güzeldir.

"Zaman, ayaklarımda tükendi adım adım,
Heyula, bir ağ gibi ördü rüyalarımı,
Çölde seni özleyen bir kuş da ben olsaydım."

Sözün özü; kitap harika içeriklerle dolu. Okunulası ve tavsiye edilesidir.

Sevgi ile kalın.
136 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10
Gagaç olmuş – kurumuş ot, ufalanmaya hazır, kuru - kalplerde bir yeşillenme hareketidir Nurullah Genç. Bana göre tür ve biçim olarak yaşayan en iyi şairlerden bir tanesidir.

Şairimiz Erzurumludur. Şiirlerinde ise Erzurum birçok kez dile getirilmiştir. İyi bir eğitim ve iş hayatı olmasıyla beraber sayısız eser vermiştir. Her zaman önceliğim “Yağmur” adlı şiirinden yanadır. Lakin “Sensiz Kalan Bu Şehri Yakmayı Çok İstiyorum,” “Siyah Gözlerine Beni de Götür,” “Beni Yakışına,” “Sesler ve Adımlar” ve “Rüveyda” adlı şiirleri de en sevdiklerim arasındadır.

Şiirlerinde her zaman bir ilahi ışık, güçlü dize ve manalar bulmak mümkündür. Sadece manaya ve ilahi aşka yol alan bir meyil içerisindedir. Bedene değil ruha hitap eder, sevginin her halini bulmak ise okur için muhtemeldir.

Rüveyda adlı eserinde de şairin kendi tür ve biçimi devam etmektedir. Gençken kaleme almasına rağmen estetik, naiflik ve zarafetinden asla ödün vermemektedir. Şiirlerindeki keskin doku şiiri sessiz okumaya müsaade etmeyip, kelimelerin üzerine basarak ve sesli bir şekilde kendini okutmaya hevesli bir eserdir.

“Sular köpürmemeliydi Rüveyda
Kırılmamalıydı ıslak dalları hasret selvilerinin
Ben zehire alışkınım, şerbete değil
Rüyalar nefret eder avare duruşumdan
Kâbuslar çeker ancak derdimi yeryüzünde
Sen gün boyu simsiyah bir ufukla beraber
Ben her gece bir Mehdi türküsüyle çilekeş
Yargılamak için zeval kayıtlarını
İnkılap bekliyorum”

Kitap Timaş Yayınları’ndan çıkmış 19. Baskıdır. Kapak tasarımı ve renk sesimi bir şiir kitabı için uygun, sayfa kaliteleri yerinde, 136 sayfa ve birbirinden güzel 47 şiir barındırmaktadır. Kısa bir yazar hayatıyla edebi kişiliği, hemen ardından şiirleri ile devam etmektedir kitap işleyişi.

“Kitapta baskı hatası da mevcuttur. Sayfa 79’dan 87’ye ve daha sonra 86’dan 95’e çıkmaktadır. Sayfa ve şiir kaybı yoktur, ancak Timaş Yayınları gibi bir yayınevinde olmaması gereken bir hatadır.”

Sözün özü; kesinlikle okunulası ve tavsiye edilesidir. Muazzam kalitede şiirleri barındıran bir eserdir. Özellikle biraz da ilahi tarzda şiirler arıyorsanız, kesinlikle sizin için yazılmış bir eser diyebilirim.

Sevgi ile kalın.
136 syf.
·7 günde·Beğendi·7/10
Nurullah Genç ismini daha önceden çok defa duymuştum. Tabi bir şair olarak. Bir seferinde televizyonda bir sohbetine denk gelmiş ve oldukça keyif almıştım kendisini dinlemekten. O gün şiirlerini de ayrıca dinleme isteği doğmuştu içimde. Nurullah Genç bir şair olmasının yanında bir bir yazar ve akademisyen aynı zamanda. Kişisel sitesine baktığımda fotoğrafçılık ile de uğraştığını öğrenmiş oldum.
http://www.okunmuskutuphane.blogspot.com
Bitirdiğim kitap Rüveyda isimli şiir kitabı. Daha önceki Sabahattin Ali hakkındaki incelememde şiirler hakkında çok da bir şey söylenemeyeceğini belirtmiştim. Bu fikrim devam etmekte. Ancak şunu söylemeden edemeyeceğim sevgili şairimizin affına sığınarak. Bir şiirde benim hoşuma giden taraf duyguların direkt olarak mısralara yansımasıdır. Fazlaca anlam yoğunluğuna gerek kalmadan direk duygunun yansımasıdır bence şiir. Ancak Nurullah Genç yanlış bir tespit yapmış olmayayım ama duygularını, düşüncelerini biraz daha yoğun bir şekilde geçirmiş mısralara. Bu da ister istemez duygunun okuyana geçmesini biraz zorlaştırmış. Diğer bir bakış açısı ile bakarsak ben şiirden pek anlamıyor olabilirim.
Velhasıl okuyabilirsiniz bu şiir kitabını ancak şahsen genelinde beni daha derinden etkileyen başka şiirler ve şairler de okudum.
İyi okumalar...

http://www.okunmuskutuphane.blogspot.com
Erzurum bir şiirde ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi.bu şiiri seslendirirken çok mutlu oldum sanki o şiirde treni bekleyen bankta oturan bendim.
https://www.youtube.com/watch?v=QP9tv1dusfk
203 syf.
·10/10
Hayırlı sabahlar kitap dostlarım
Kitabı bi türlü okuyup da adapte olamamıştım, bugünlerde oğlum sabahlara kadar uyumuyor. Ben de bu gece uyutunca tekrar baştan okumaya başladım. İlk başta kurguyu kafamda canlandıramadım. Sonra kitap beni sanki içine aldı da, herşeyi ben yaşıyorum gibi oldu. Çok beğendim. Zaten yazarın şiirlerini çok seviyordum. Romanını ilk defa okumuş oldum. Oldukça başarılı. Bazı yerlerinde kendimi ve duamı ederken buldum. İçinden bilgiler vermeyeceğim. Siz okuyun mutlaka.
Sonu beni beklemediğim şekilde üzdü. Rabbim herşeyin hayırlısını versin cümlemize inşallah. Gerçek aşk olan Rabbimize yaklaştırsın bizleri inşallah amin...
224 syf.
"Saatlere bakınca kırılıyor umutlar"
bu satır için aldığım bir kitap oldu.
Altını çizdiğim cümleler çoğaldıkça kitaba daha fazla bağlanan birisiyim. İçinde kendimi bulduğum bir kitaptı. Çok satanlar listesine takılı kalan bazı kof kitapların talibinin çok olmasının sebebiyle gözlere çok ilişmeyen kitaplardan. Kıymeti bilines, aldığıma değdi denilen bir kitap. Okuduğunuzda birilerine gönderme yapmaya kıyamayacak kadar içinizin derinlerindeki hisleri bulup getirip söze döken, sizden birkaç parçaya ses verdi diye altını çizip, altını çizdiğinizden dolayı sırf gönlünüzü başkasına açmayı istemediğiniz için emanet veremeyeceğiniz bir kitap. Her satırını övemeyeceğim. Ama içime işleyen satırlarının hatrına yerden göğe sığdıramayacağım.

Son olarak bazı dizeler her ne kadar saklansa da bazıları gönderme yapmaya oldukça müsait. Şöyle ;

"Yıkıldı yolunu bekleyen şehir
Şimdi gelsende bir, gelmesende bir"
234 syf.
Benim için gerçekten etkileyici bir kitaptı.
Kitabın çoğu bölümü yazarın kendi hayatından kesitler içeriyor diye düşünüyorum. Bir çok karakter var. 80 yıllarında üniversitede okuyan gencin hikayesi. Horasan'dan gelip şehirde okumaya çalışan bir genç. Ancak parasızlık onun her türlü yola girmesine neden oluyor. Çatışmaların, kavgaların, ölümlerin bolca olduğu o dönemlerde okumaya çalışan bir genç ve onu kendi yanlarına çekmek için uğraşan diğerleri. Konu olarak çok da yabancı değiliz az çok fikir sahibiyiz. Yazarın anlatımı da gayet akıcı. Kitabın sonunda gerçekten de tutkuların nasıl keder olduğunu yaşayarak görüyorsunuz.


Yazarın biyografisinde ki şu kısım gerçekten etkileyiciydi. Paylaşmak istiyorum.

"Ortaokul 2. Sınıftan itibaren çalışmaya başladı. Boyacılık, garsonluk, bulaşıkçılık yaptı. Ayakkabı boya fiyatını 50 kuruştan 25 kuruşa düşürdüğü ve kaliteyi de üst düzeyde tuttuğu için Horasan'daki kahvehanelerin aranan boyacısı oldu. Ayakkabısının rengine, oturduğu kahvehaneye gidiş saatine ve hangi sıklıkta boya istediğine göre müşteri arşivi oluşturdu. Bu durumdan rahatsız olan diğer boyacılar sonunda dayanamadılar ve piyasalarını bozan bu yeni boyacıyı bir kenarda kıstırıp darp ettiler. Boya sandığını kırıp dağıttılar. Boyacılık yapmaktan mecburen vazgeçti."
136 syf.
·Beğendi·8/10
Bir şiir her zaman birden fazlasıdır. Tıpkı bir sözün binlerce anlama geldiği gibi. Bir şiir kitabı sadece bir şiir kitabından ibaret değildir. Binlerce dünyayı, binlerce hasreti ve binlerce yokluğu barındırır içinde. Ve Nurullah Genç bu vasıfların herbirini bulundurmuş kendinde. Her bir cümlesi altı çizilmeye lâyık pek tabi. Şiir sevenler için güzel bir kaçamak olacak bu eser. (:
136 syf.
Şiir sevenler için bir solukta okunacak bir kitap. Ben başucu kitabı olarak yer verdim kendisine.Nurullah Genç'in şiirlerini kendi sesinden dinleme şansı bulduğum için,okuduğum şiirleri sanki onun sesinden dinliyormuş hissine kapıldım bazı yerlerde.

Kitapta benliğimde hissettiğim bir dizeyi alıntı yaparak bitirmek istiyorum;

"Şimdi doruklardayım,ne yoksulum,ne yetim
Şu incecik kalbimdir varlığına hüccetim"

Syf.58
224 syf.
·10/10
Kitabın bendeki adı "Yankı ve Hüzün". Yağmur şiirinin ilk basımı elimdeki kitapta zaten sonradan duzenlenmis kitabın adi Yağmur olmuş. Rahmetli eski ney hocamın bana hediyesi olan bu kitap o kadar naif ki. İçindeki her satır her kelime benim için inci niteliğindedir. Şairin bir söyleşisine katılmıştım." Naat yazamayanlarin gerçek manada şair olamayacağını söyler eskiler bende dedim naat yazacağım bu Nâatı yazmak için aylarca hasta yatağında yattım. Vücudum aşırı reaksiyonlar gösterdi. Uzun bir süre kendimde degildim." Şiir yazmak bir doğum gibidir Cemal Safi de buna benzer sözler söylüyordu. Şiir okumak ruha incelik ve letafet aşılar. Nurullah Genç okunmalı.

Yazarın biyografisi

Adı:
Nurullah Genç
Unvan:
Türk Şair, Akademisyen
Doğum:
Horasan, 9 Eylül 1960
09.09.1960 yılında Erzurum'un Horasan ilçesinde doğdu. İlkokulu, köyünde okul olmadığı için, akrabalarının yanında iki ayrı köyde iki yıl üç ay okuyarak bitirdi. Ortaokul birinci sınıf için Kars'a gitti; teyzesinin yanında Merkez Ortaokuluna devam etti. Amcası köyden Horasan'a evini taşıyınca, ortaokul 2 ve 3. sınıfları onun yanında okudu ve Horasan Ortaokulundan diploma aldı. Ortaokul 2. Sınıftan itibaren çalışmaya başladı. Boyacılık, garsonluk, bulaşıkçılık yaptı. Ayakkabı boya fiyatını 50 kuruştan 25 kuruşa düşürdüğü ve kaliteyi de üst düzeyde tuttuğu için Horasandaki kahvehanelerin aranan boyacısı oldu. Ayakkabısının rengine, oturduğu kahvehaneye gidiş saatine ve hangi sıklıkta boya istediğine göre müşteri arşivi oluşturdu. Bu durumdan rahatsız olan diğer boyacılar sonunda dayanamadılar ve piyasalarını bozan bu yeni boyacıyı bir kenarda kıstırıp darp ettiler. Boya sandığını kırıp dağıttılar. Boyacılık yapmaktan mecburen vazgeçti. 3. Sınıfta gece fırında çalıştı, gündüz okula gitti. Yakınları sınıfta kalacağını düşünürken, okul birincisi oldu; fırıncılığı öğrendi ve daha sonra üniversiteyi bitirene kadar her yaz fırında çalıştı.

Parasız yatılı sınavlarına girdi. Sonuç belgesi gelmediği için kazanıp kazanamadığını bilemedi. Babası, ahırındaki 10 koyundan sekizini satarak onu paralı yatılıya kaydettirdi ve böylece Erzurum İmam - Hatip lisesindeki okul yılları başlamış oldu. İki ay paralı yatılı da kaldı. Sonra parasız yatılıyı kazanmış olduğunu öğrenince, Lisenin hemen bitişiğindeki yurt binasına yerleşti. Babası, paralı yatılıdan ayrılırken yatırdığı ücreti geri almadı ve ihtiyaç sahibi çocuklar için harcanmasını istedi. Babasının bu davranışı karşısında çok duygulandı ve bir süre sonra yeni bir boya sandığı yaptırarak ders çıkışlarında yurt kantininde boyacılık yapmaya başladı. Ödev yapma zamanı olmayan öğrenciler için para karşılığı ödevler yaptı. Dört yıl böyle devam etti.

Lise yılları boyunca derslerin dışında çok sayıda kitap okudu. Gözlük takmaya başladı. Şiir çalışmaları yaptı ve ödüller aldı. Tarım ve Orman Bakanlığının şiir yarışmasında Türkiye ikincisi oldu. Milli Türk Talebe Birliği Hicri 1400 konulu şiir yarışmasında Hicret isimli şiiriyle Türkiye birincisi oldu ve bu şiir Nesil dergisinde yayınlandı. Tiyatroya ilgi duydu. Her yıl takdirname aldı ve 1978-1979 eğitim-öğretim yılı sonunda Erzurum İmam – Hatip Lisesini birinci olarak bitirdi. Boyacılıktan kazandığı paralarla 10 tane koyun alıp köyüne, babasının ahırına götürdü ve lise süreci böylece tamamlanmış oldu.

O yıl yapılan üniversite sınavları sonucunda Atatürk Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi'ni kazandı ve okul hayatına orada devam etti. Üniversite yurtlarında kalmaya başladı. İlk yıl yurt kantininde boyacılık yapmayı sürdürdü. Siyasi bir kavganın ortasında kalıp boya sandığı kırılıp dağıtılınca, bunu yapmaktan vazgeçti. İnşaatlarda ve fırınlarda çalıştı. İşten geç çıkıp yetişemediği için kapısı kapanan yurtlara giremediği zamanlar, daha sonra Siyah Gözlerine beni de Götür şiirinin yazılacağı Erzurum tren garında, bankların üzerinde uyudu. Üniversite yıllarında şiirleri edebiyat dergilerinde yayınlanmaya başladı. Aylık derginin daimi kadrosunda yer aldı. Bir grup arkadaşıyla birlikte Genç Kuşak dergisini çıkardı ve orada şiirleri yayınlandı. Yeni Devir Gazetesi Genç Kalemler Makale yarışmasında Yaşar Garip Koyuncu mahlasıyla Türkiye ikincisi oldu.

İlk stratejik planını üniversitenin birinci sınıfında yaptı. Vizyonunu ve misyonunu belirleyerek dolabının kapağına, "20 yıl sonra yönetim ve organizasyon profesörü ve Türkiye'nin tanıdığı bir şair olacağım" diye yazdı. Bu durum arkadaşları tarafından garip karşılansa da, düşüncesinden ve kararından vazgeçmedi. Çalışmalarını, gelecek için oluşturduğu bu zihni tasarıma göre yürüttü.

Üniversite yıllarında edebi çalışmalarının yanında tiyatro ve satranç çalışmaları da yaptı. Yurt-Kur Bölge tiyatrosu adına Moliere'in Cimri isimli oyununu sergiledi. Harpagon adlı cimri karakterini oynayıp büyük beğeni kazandı. Erzurumda bulunan ve oyunu izleyen devlet tiyatroları yönetmeni, kendisine profesyonel tiyatro yapma teklifinde bulundu. Fakat şartlar dolayısıyla kabul edemedi. Yine aynı yıllarda satranç oynamaya başladı. Ve daha sonra Erzurum satranç şampiyonu olarak Türkiye Satranç liginde yer aldı.

1983 yılında fakülteyi bitirdi. 1984 yılında aynı fakülteye araştırma görevlisi olarak girdi. Yönetim ve Organizasyon alanında yüksek lisans yaptı. İki yıl doktora programı açılmasını bekledi. 1990'da doktor, 1995'te doçent, 2001 yılında profesör oldu. 2003 yılında Kocaeli Üniversitesine geçti ve orada yedi yıl çalıştı.

1994-2013 yılları arasında kamu ve özel sektör kuruluşlarına danışmanlık hizmetlerinde bulundu. Çok sayıda işletmenin reorganizasyonunu gerçekleştirdi ve stratejik planını yaptı. Aile işletmelerine ortaklık bilinci ve yapısı hususunda hizmet verdi, aile anayasaları hazırladı. Kocaeli Üniversitesinin stratejik planlama çalışmalarında bulundu. Bologna Eşgüdüm Komisyonunda yer aldı. 2010 yılında emekli oldu ve İstanbul Ticaret Üniversitesinde çalışmaya başladı. Bölüm başkanlığı ve dekanlık görevlerinde bulundu. İstanbul Ticaret Üniversitesinin 2012-2017 Stratejik Planı'nı hazırlama kuruluna başkanlık etti.

31 Aralık 2012 de Sermaye Piyasası Kurulu'na Üye olarak atandı. 10 Şubat 2015 tarihine kadar Sermaye Piyasası Kurulu üyesi ve Başkan vekili olarak görev yaptı. 1 Mayıs 2015 tarihinde Merkez Bankası Meclis Üyesi olarak göreve başladı. Halen bu görevini sürdürmektedir.


1990 Türkiye Diyanet Vakfı N'at-ı Şerif Büyük Ödülü Sahibi (Yağmur şiiri ile).
1987 Kültür ve Turizm Bakanlığı Roman Teşvik Ödülü sahibi (Tutkular Keder Oldu romanı ile).
1996 Doğu Anadolu Gazeteciler Cemiyeti Kültür Hizmet Ödülü sahibi.
1998 Tuzla Belediyesi Gül Şiirleri Armağanı Ödülü sahibi(Gül ve Ben isimli eseri ile ile).
1999 Türkiye Yazarlar Birliği Yılın Şairi Ödülü sahibi(Hüznün Lalesidir Dünya eseriyle).

Yıllardır işletme yönetimi kapsamında pek çok işletmeye danışmanlık yapan ve eğitimler gerçekleştiren Genç, proje uygulama ve stratejik planlama alanlarında da hizmet vermektedir.

 

Yazar istatistikleri

  • 315 okur beğendi.
  • 865 okur okudu.
  • 31 okur okuyor.
  • 444 okur okuyacak.
  • 4 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları