M.

Her şeyi düzeltmeye kalkışmanın yok ettiği.
"Tanıyorum kelimesini kullanmadan 'tanıyorum' der. Oysa, uzun süredir buralarda kimse kimseyi tanımıyor artık. Yalnızca, tanıyormuş gibi yapıyor..."
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Herkes leblebi yer gibi sinir hapı atıyor ağzına, herkes gazetelerin birinci sayfasında pıhtılaşan kanlara göz ucuyla bakıp bakıp susuyor ve herkes adımını ileriye değil de, kendi içine doğru atıyor.
Daha doğrusu, aynı noktalardan aynı darbelerle aynı şekilde yaralandığını ve aynı acıları çektiğimiz için, ezik harflerin, kırık hecelerin, parçalanmış cümlelerin ve bunların etrafında uçuşan sigara dumanlarıyla bu dumanların çeşitli boşluklarından gözüken çay bardağı, mürekkep şişesi, sandalye, masa ve sözlük gibi eşyaların uğultuları arasına oturup herkes kendi yarasını saracaktı...
İçimin bir köşesinden diğer köşesine, çılgınlar gibi palas pandıras koşuyorum sözgelimi, uçuyorum kendimle karşılaşıp kendime tutunabilir miyim diye, savruluyorum un ufak, sürünüyorum, canımı dişime takıp kalkıyorum ve yeniden, yeniden, yeniden yıkılıyorum.
"Bitti artık " dedim anneme. "Her zaman, düşünmeye fırsat bulmadan olur olacaklar, Bir başsağlığı ilanı vermeliyiz gazeteye " dedim.