"Sapiens", insanların maymunlara üstün gelmesini, "Tüfek, Mikrop ve Çelik" de İspanyol fatihlerin Güney Amerika yerlilerini nasıl bir çırpıda katledebildiğini inandırıcı bir şekilde açıklıyor; ama neden Güney Kore halkı zenginlik ve refah içinde yaşarken aynı türden, aynı ırktan, aynı kültürden gelen, aynı dili konuşan ve aynı coğrafyayı paylaşan Kuzey Kore halkı açlıktan sürünüyor gibi bir soruya cevap veremiyor. İşte burada devreye "Ulusların Düşüşü" giriyor.
Bu kitap, ABD, İngiltere, Almanya, Japonya gibi ülkelerin neden gelişebildiğini, Ortadoğu, Afrika, Güney Amerika ülkelerinin neden gelişemediğini ekonomik ve politik bir çerçevede açıklamaya çalışıyor. Emperyalizm, kolonyalizm gibi klişeleşmiş ama çözüm üretmeyen terimler yerine "kapsayıcı" ve "dışlayıcı" terimlerini kullanıyor.
***
Özetlemek gerekirse kitap, gelişmiş ülkelerin hem politik hem de ekonomik yapılarının toplumun bütün kesimlerine karşı kapsayıcı olduğunu, bu sayede yaratıcı düşüncenin, çeşitliliğin, yeniliklerin ve yeteneğin teşvik edildiğini, ayrıksı düşüncelere toleranslı davranıldığını, politik ve ekonomik kararlar alınırken pek çok kesimin sürece dahil edilerek güç ve iş birliğine gidildiğini ve nihayetinde bu ülkelerde zenginlik ve refahın oluştuğunu anlatıyor. Bu yapının asgari şartları olarak da ifade özgürlüğünü, kuvvetler ayrılığını, yargı bağımsızlığını ve basın özgürlüğünü sayıyor. Gerçekten de açıp bakın özgür basın, yargı bağımsızlığı, ifade özgürlüğü indekslerine, sonra da kişi başı milli gelir listelerine, ülke sıralamaları neredeyse tıpatıp aynı.
***
Karşı tarafta ise gelişmemiş ülkelerin politik ve ekonomik kurumlarının dışlayıcı olduğunu, karar mekanizmasının çok küçük bir grubun elinde toplandığını ve bu grubun pozisyonlarını riske atabilecek her türlü özgürlük, yenilik,