Gökhan Kocabaş

Gökhan Kocabaş
@mgokhank
Teknik Bir Hata
10/10
·576 syf.··
2020 3. kitabı
Vedat Türkali'yi çok severim. Bu, okuduğum dördüncü kitabı. Özellikle genç kız karakterlerini çok iyi yaratıyor. Günsel'in, Nergis'in, Necla'nın zihinlerinde dolaşmak gerçekten muhteşem bir duygu. Vedat Türkali bu bölümlerde, erkek okuyucuların amigdalasına çok iyi oynuyor. Bu kitapta gözüme teknik bir hata çarptı. Şöyle ki tekniği gereği okuyucu romanda geçen olayları, sırayla değişik karakterlerin bilincinden, iç monologlarından takip ediyor. Yani biz Turgut'un zihnine girdiğimiz bir bölümde karşısındaki karakterin hareketlerini görebilir, tavırlarını belirleyebilir, konuşmalarını duyabiliriz ama asla gerçekte ne düşündüğünü bilemeyiz. Çünkü omnipotent bir anlatıcı yok bu teknikte. Fakat kitabın 466. sayfasında, Turgut'la Rahmi Usta'nın Sahir Bey'in sorgulamada çözülüp çözülmediğine dair yaptıkları bir konuşmada şöyle bir kısım geçiyor: - Sahir Hoca'nın bir şeyler söylemiş olacağını sanmıyorum, dedi. (Rahmi Usta diyor) İçinden sevinerek bunu söylerken, gene ta içinden, "Sovyetler verdi" dedikleri, TKP'nin halka bildirgesinin, Sahirler'e saklattığı çantada olduğu geçiverdi. Düşünmesi bile yakışıksızdı. Sahir'le Nedret'in üstüne düşmüyordu bu gölge. Halbuki biz bu bölümde Turgut'un zihnindeydik. Turgut onun konuşmasını duyabilir ama zihnini okuyamaz. Yani birden Rahmi Usta'nın zihnine atlamamız romanın tekniğine uygun değil. Bunun haricinde kronolojik bazı hatalar da var sanki. Ama çok önemli değil tabi. Vedat Türkali hem çok iyi bir romancı hem de gerçek bir komünist. Onun romanlarını okurken ben de harbi bir komünist gibi hissediyorum kendimi; tabi roman bitip de gerçek dünyaya döndüğümde yeniden liberal oluyorum.
GüvenVedat Türkali · Ayrıntı Yayınları · 2015901 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Sapiens / Tüfek, Mikrop ve Çelik / Ulusların Düşüşü
9/10
·496 syf.··
2020 1. kitabı
"Sapiens", insanların maymunlara üstün gelmesini, "Tüfek, Mikrop ve Çelik" de İspanyol fatihlerin Güney Amerika yerlilerini nasıl bir çırpıda katledebildiğini inandırıcı bir şekilde açıklıyor; ama neden Güney Kore halkı zenginlik ve refah içinde yaşarken aynı türden, aynı ırktan, aynı kültürden gelen, aynı dili konuşan ve aynı coğrafyayı paylaşan Kuzey Kore halkı açlıktan sürünüyor gibi bir soruya cevap veremiyor. İşte burada devreye "Ulusların Düşüşü" giriyor. Bu kitap, ABD, İngiltere, Almanya, Japonya gibi ülkelerin neden gelişebildiğini, Ortadoğu, Afrika, Güney Amerika ülkelerinin neden gelişemediğini ekonomik ve politik bir çerçevede açıklamaya çalışıyor. Emperyalizm, kolonyalizm gibi klişeleşmiş ama çözüm üretmeyen terimler yerine "kapsayıcı" ve "dışlayıcı" terimlerini kullanıyor. *** Özetlemek gerekirse kitap, gelişmiş ülkelerin hem politik hem de ekonomik yapılarının toplumun bütün kesimlerine karşı kapsayıcı olduğunu, bu sayede yaratıcı düşüncenin, çeşitliliğin, yeniliklerin ve yeteneğin teşvik edildiğini, ayrıksı düşüncelere toleranslı davranıldığını, politik ve ekonomik kararlar alınırken pek çok kesimin sürece dahil edilerek güç ve iş birliğine gidildiğini ve nihayetinde bu ülkelerde zenginlik ve refahın oluştuğunu anlatıyor. Bu yapının asgari şartları olarak da ifade özgürlüğünü, kuvvetler ayrılığını, yargı bağımsızlığını ve basın özgürlüğünü sayıyor. Gerçekten de açıp bakın özgür basın, yargı bağımsızlığı, ifade özgürlüğü indekslerine, sonra da kişi başı milli gelir listelerine, ülke sıralamaları neredeyse tıpatıp aynı. *** Karşı tarafta ise gelişmemiş ülkelerin politik ve ekonomik kurumlarının dışlayıcı olduğunu, karar mekanizmasının çok küçük bir grubun elinde toplandığını ve bu grubun pozisyonlarını riske atabilecek her türlü özgürlük, yenilik,
Ulusların DüşüşüJames A. Robinson · Doğan Kitap Yayınları · 20133,585 okunma