Bir ağustos gecesi,karanlık İzlanda açıklarında,büyük bir öfke gürültüsü içinde denizle düğünü kutlanmıştı.Eskiden kendisini doyuran,daha çok küçükken onu alıp ondan güçlü bir erkek yapan deniz şimdi onu erkekliğinin en güzel anında,yalnız kendisinin olması için geri almıştı.
Birbirlerinin ellerinden tutmuşlardı ama söyleyecek söz bulamıyorlar,sessizce karşı karşıya duruyorlardı.Bu tatlı sessizliği kesmeye değecek kadar tatlı bir söz,istedikleri anlamı taşıyan bir cümle bilmiyorlardı.
Bu ülkede bu sakinlik bile,bu güzel havalar bile hüzünlüydü.Her şeye rağmen nesnelerin üzerinde bir endişe yüzüyordu.Bu endişe,bunca hayatın emanet edildiği ve ebedi tehdidi henüz sadece uykuda olan denizden kaynaklanıyordu.