Türkiye'nin önünde açık düşman olarak İngilizler, Fransızlar ve Ruslar vardı, arkasında ise gizli tehlike Almanya.
Türkiye örsle çekiç arasındaydı.
Ya ezilip gidecek ya çelikleşecekti.
Zafer kulaktan kulağa yayıldı. Halk sokaklara döküldü. Evler, dükkanlar bayraklarla donatıldı. Minarelerin kandilleri yakıldı. Süleymaniye Camisinin yaşlı mahyacısı çiraklarıyla geldi, düşündüğü cümleyi iki minare arasına yazıp yatsı namazına yetiştirdi.
"Çanakkale geçilmez"
Bu kısacık cümle yıldırım hızıyla dört bir yana yayılıp benimsenecek, milli bir parola olacaktı.