Mahir Duzgun

Mahir Duzgun
@mhrdzgn
"gün oluyor, diye başlıyor birinci ses. bir duvarda binlerce yüz görüyorum. hangi duvarda? diyor ikinci ses. herhangi bir duvarda, diyor birinci ses.(biraz duraladıktan sonra:) her duvarda. buradaki kalın taş duvarlarda mı? diyor ikinci ses. buradaki kuru taş duvarlarda, kerpiç duvarlarda. tuğla, beton duvarlarda. bütün duvarlarda, diyor birinci ses. burada beton duvar yok, diyor ikinci ses. kuru taş ve kerpiç duvarlarsa karla kaplı. buradan söz eden kim? diyor birinci ses. düşümdeki duvarlardan söz ediyorum. düşündeki duvarlardan mı? diye soruyor ikinci ses. düşünde duvar mı görüyorsun? evet, diyor birinci ses. taş duvarlar. yıkık duvarlar. kertenkelelerin güneşlendiği, sarmaşıkların dolandığı, dibinde çocukların bilye oynadığı yaz duvarları. evet? diyor ikinci ses, cümlenin sonunu beklediğini belirtmek için. evet(bu sözcüğü tekrarlıyor birinci ses), evet ve her duvarda binlerce yüz görüyorum. hepsi de insan yüzü mü? diyor ikinci ses. birinci ses bu soruyu duymamış(gibi), devam ediyor: ve her yüzde binlerce duvar. insan yüzlerinde mi? diyor ikinci ses. insan yüzlerinde, diyor birinci ses. ama burada kimseleri gördüğün yok ki, diyor ikinci ses. hemen hemen kimseleri. ne fark eder? diyor birinci ses. düşlerim insan dolu."
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
"iyi mi, kötü mü, bilmiyorum, diyor ikinci ses. buradayız, bildiğim bu. ama bundan da kurtulmak gerek, diyor birinci ses. kurtulacağız, diyor ikinci ses. bugüne değin nice yerlerden kurtulduk. buradan da kurtulacağız. buradan da kaçacağız. bu karlı dağ başından. buraları bize göre değil. düzlüğe ineceğiz. deniz kıyılarında dolaşacağız. tabanlarımızı yakan kumların üstünde. çırılçıplak. yaz güneşinin altında. güneyde bir yerde. sonra? sonra oradan da kaçacağız tabii, diyor birinci ses. nereye? diyor ikinci ses. bugünden nasıl bilebilirim? diyor birinci ses. ama bir gün gelecek, oradan da kaçacağız. ama bir gün duracağız. bir yerde, durgun bir suda demir atacağız, öyle değil mi? diyor ikinci ses. evet, diyor birinci ses. bir gün. bir yerde. çukurumuzu kazmak ve içine girmek için."
"kötü fallar umurumda değil benim. serçenin ölmesinde bile bildiği vardır kaderin. şimdi olacak bir şey yarına kalmaz, yarına kalacaksa, bugün olmaz. bütün mesele hazır olmakta."
"vah, zavallı yorrick! ben tanırdım onu, horatio, şakalarının tadına doyulmazdı; ne ince boşlukları olan bir adamdı. kaç kez sırtında taşımıştır beni. şimdiyse ne iğrenç geliyor bana! yüreğim bulanıyor baktıkça. şurasında dudakları vardı, kim bilir kaç kez öptüğüm. nerede o şakaların şimdi? o hoş deliliklerin, türkülerin. o birden sofrayı kahkahalara boğan parlak buluşların? bir teki kalmadı mı kendi sırtarışınla alay edecek? hiç mi çenen kalmadı? hadi, koş kraliçenin odasına; git, de ki yüzüne parmak kalınlığında boyalar da sürse boşuna, bu hale gelecek sonunda. güldür bakalım onu bununla."
"ey düşüncem, bundan böyle ya kana boyan, ya da beş para etmediğine yan."