Mahir Duzgun

Mahir Duzgun
@mhrdzgn
11 okur puanı
Temmuz 2019 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
"ah, ben ölünce neler söyletecekler sana: ne buldun diyecekler, onun nesini sevdin? iyisi mi, sevgilim, sen hepten yan çiz bana, zaten bende ne arar senin değer dediğin. meğer ki uydurduğun erdemli yalanlarla hiç lâyık olmadığım şeyler yakıştırasın, cimri gerçeğin vermek istediğinden fazla bu ölüye, ardından, övgüler yağdırasın. ah, belki gerçek sevgin görünür diye sahte, istemem aşk uğruna yalancıktan övmeni; adımı da gömsünler cesedinle birlikte yaşamasın; ne beni utandırsın, ne seni. utanıyorum işte bunlara yol açmaktan: hiç değer taşımayan şeylerden sen de utan."
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
"kaçırdığımız sabahlara ciddi bir özür borçluyuz beraber uyanmadığımız bütün sabahlar bir şey eksikti, vardı yeryüzünün haberi yanımızda başka bedenler aklımızda başka hayaller ama aynı güneş aynı gökyüzü ve sen büyürken kimselerin fark edemediği yerlerde gözlerini anlamsızca dikerken en yükseklere durmaksızın seni düşündüğümü söylemem doğru olmaz. ama günün başka kimselere anlamlı gelmeyen anlarında bazen onu elli geçe mesela bazen ikiye altı kala çorabımın tekini ararken ya da kaç yumurta kıracağımı düşünürken tavaya mütemadiyen seni düşündüğümü söyleyebilirim. sevgilim denmez artık uzaktaki sevgiliye sevgilim denmez çok ayıp ama sevdiğim diyebilirim sevdiğim belli olmaz saçma sapan bir zamanda bir çocuk gülüşünde ya da eski bir türk filminde farkında bile olmadan aklına gelebilirim."
"yarından tezi yok, diyor birinci ses. yarın oldu bile, diyor ikinci ses."
"ama ne korkunç bir kış, ne yıpratıcı bir kış, ne dayanılmaz, ne umut kırıcı bir kış bu böyle, diyor ikinci ses. doğrusun, diyor birinci ses. uzun zor çapraşık karmaşık ve soğuk ve dondurucu bıktırıcı aman vermez bir kış. doğrusun. ne var ki beklemesini bilmeliyiz. beklemek. güç olan, dayanılmaz olan bu, diyor ikinci ses. sabır, diyor birinci ses. bizden beklenen, sabır. ne sabrı? diyor ikinci ses. söyle, bir tarih ver. ne tarihi? diyor birinci ses. ne tarihi? karlar ne zaman eriyecek? biz ne zaman gideceğiz? diyor ikinci ses. pek yakında, diyor birinci ses. ne zaman, pek yakında? diyor ikinci ses. pek yakında sanıyorum, diyor birinci ses. ama bir tarih veremem. yarın değil herhalde, diyor ikinci ses. ne de öbür gün, diyor birinci ses. biz görecek miyiz bari? diyor ikinci ses. neyi? diye soruyor birinci ses. karların eriyişini, dünkü gibi değil, gerçek yaz güneşinin çıkışını? kuşkusuz, diyor birinci ses. ama sabretmek gerek. öğrenmek gerek. beklemeyi. beklerken yapılması gerekenleri. o zaman, kuşkusuz, göreceksin ki eli kulağındadır güneşin. biliyorsun, birinci cemre düştü bile. nereye? diyor ikinci ses. havaya mı? hayır, toprağa, diyor birinci ses. şimdi ikincisini bekliyoruz? diyor ikinci ses. evet, diyor birinci ses.
"iç savaşın izlerini gördün mü? senin yüzünde izliyorum, demişti, gerçek bir iç savaşın izlerini. senin yüzünde, gözlerinde."