ilk defa icimin öldügünün tam olarak o sırada farkına vardım, bir nehirde akıntıya kapılmıs dümensiz bir tekne gibiydim, icimde bir seylerin öldügünü hissediyordum, bir ceset gibi buz gibiydim, ancak bozulmanin o igrenc kokusu henuz duyulmuyordu ama azalan yasamın umutsuzlugu, bedeni ölüme ve sonuc olarak da cürümeye götüren bir duygusuzluk hakimdi
bunun beni nereye götürdügünü bilmiyorum ; belki yeni bir uçuruma, belki de baskalarının ahlaksızlık ya da suc dedigi seye ; belki de daha üstün, daha yüce bir seye, ne biliyorum ne de bilmek istiyorum