Bir Kalbin Çöküşü

·
Okunma
·
Beğeni
·
2.977
Gösterim
Adı:
Bir Kalbin Çöküşü
Baskı tarihi:
Ocak 2019
Sayfa sayısı:
54
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052216101
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Aperatif Kitap Yayınları
Baskılar:
Bir Kalbin Çöküşü
Bir Yüreğin Ölümü
Bir Kalbin Çöküşü
Bir Kalbin Çöküşü
Yaşlı adam sanki kalp krizi geçiriyormuş gibi aniden sarsılmaya başladı. Koridorun sonundaki oda, kapısı sessizce kilitlenen o oda... Üç odalı o suiti kendi ailesi için tutmuştu. Karısı uyuyordu ve birkaç dakika önce huzur içinde nefes alırken gördüğü o kadın hayır, yanılıyor olamazdı -bir yabancının odasından sessizce süzülen o kadın, daha on dokuz yaşında olan kendi kızı Ernaydı.
56 syf.
·4 günde·Beğendi·8/10
Bu da diğer Stefan Zweig kitapları gibi kısa, hatta kısacık. Ama Zweig severler bilir ki o, kısacık bir kitaba bile kalın bir romanın duygusunu sıkıştırabilecek kadar yeteneklidir.

Kadınların duygularını ne denli iyi anlattığını yeniden söyleyip tekrara düşmek istemiyorum. Zweig, duyguları kağıda işleme konusunda gerçek bir ustadır. Yine bir duygu seli bekliyor okuyucuyu.

Bu sefer yaşlıca bir adamın düşüncelerine tanık olacaksınız. Hatta bir adım ötesi o yaşlı adam olacaksınız. Hikayeyi hissedeceksiniz. Yaşlı adamın hislerine kapılıp onun işaret ettiği (düşünceleriyle) kişileri boğabilecek duruma bile geleceksiniz (ben geldim, oradan biliyorum).

Henüz okumamış Zweig hayranlarına keyifli bir okuma diliyorum.
104 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Bu kitap için basitçe, Zweig, bu defa acıyı, direk olarak damardan girmiş diyebiliriz. Bunca yıldır Zweig kitapları okurum , ama bu güne kadar beni bu kadar derinden yaralayan bir eseri olmadı. Oysa Zweig'in bütün eserleri, genelde dram üzerinedir ama bu defa gerçekten damardan vurmuş diyebilirim.

Kitapta bütün ömrünü ailesi için çalışmakla geçirmiş bir babanın, ailesi tarafından gelen bir ihanetle nasıl yıkıldığı anlatılıyor. Ama bu anlatım bu kadar basit sözcüklerle değil.

Böyle bir durumdaki bir kişinin ruhunda kopan fırtınalar ancak bu kadar mükemmel bir şekilde anlatılabilirdi ve bunu da ancak Zweig başarabilirdi. O da, sadece işini yaparak bunu bize aktarmış. Ve sonuçta muhteşem bir öykü yaratarak, bizlere okumamız için bırakmış.

Sonuç olarak, dramatik öykü ve roman severlerin mutlaka okuması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum.
56 syf.
·1 günde·Beğendi·8/10
Bir kırık kalp. Hasta bir adam. Karısı ve kızı.

En son ne zaman kendimiz için yaşadık sahi biz? Ne zaman kalabalıkların bitmek bilmeyen isteklerinden uzaklaşıp biz olduk?
İşte bu zavallı hasta adam içi kararıp ölmeden önce bunları düşünüyordu. Biricik kızını düşünüyordu. Kendisine ihanet ettiğini düşündüğü kızını.

Birkaç spoiler vereceğim.

Kitabımız işte o yaşlı adam ve psikolojisinden ibaret. Altmış beşindeki bu ihtiyarımız karısı ve kızıyla birlikte güneyde bir tatile gitmiştir ve kısacık hikayemiz burada başlamıştır. İhtiyarımız; (ona böyle diyeceğim çünkü hatırladığım kadarıyla Zweig onun ismine kitapta yer vermemişti, vermişse de ben ihtiyarımızdan daha da ihtiyar olabilirim) bir gece karnında bir sancıyla uyanır ve yine o safra kesesinin sebep olduğu nöbetlerden birine yakalandığını sanar. Fakat sonradan anlar ki böyle bir şey yoktur, sadece güneyin yemeklerinin verdiği bir rahatsızlıktır bu. Neyse efendim, ihtiyar yatağından kalkıp kısa bir yürüyüş yapmaya karar verir, belki o zaman ağrım geçer diye düşünür. Gerçekten otelin koridorunda attığı birkaç turdan sonra ağrı silinip gider. Lakin ihtiyar tam odasına dönerken bir ses duyar ve irkilir. Aniden önünden beyaz bir şey geçer ve doğruca onların odasına gider. Korkmuştur ihtiyar. Ve sonra da anlamıştır onun bir kadın ve ayrıca onun kızı olduğunu, gecenin bir vakti başka bir yataktan kalkıp kendi yatağına gittiğini de anlamıştır. İşte tam bu andan sonra hayat onun için içinden çıkılmaz kara bir girdaba dönüşür. Ve bir gece içi ansızın ölür. Tam olarak böyle olur işte.

Ama bir yandan da kendini suçlayıp durur bu ihtiyar. Karım ve kızımı benim bunca yıldır çalışıp kazandığım para bu hale getirdi, diye düşünür. Paranın insanı nasıl değiştirdiğine tanık olmuştur. Yorulmuştur...

Benim bu kitaptan çıkarabileceğim birçok şeyim var. Bence siz de bu kitabı okuyup, kendi hayatınıza bir şeyler katmalısınız. İlla bir şey katmak için değil, birkaç dakikalığına başka bir insan gibi hissetmek için , sadece kendi hayatınızdan soyutlanmak için, kendinizi unutmak için, kitap okuma tutkusu içinde, okumalısınız...
56 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
10 üzerinden 11 gerçekten. O kadar iyi hissettirmiş ki bir babanın içsel dünyasını. Eşinden ve kızından uzaklaşmasını.. zaten kısacık bir kitaptı.Okunmalı ve okutulmalı.
56 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Bir Kalbin Çöküşü...

Edebiyat bir dünyadır, hikâye bunun en mühim bi yapı taşıdır. Kısa ama etkili bir hikâye yazabilmek gerçek bir yetenek ister. Daha ilk sayfalardan bitene kadar kalın romanlardan belki daha fazla ve yoğun bulduğum bu kısacık öykü psikoloji ile de çok alakadar. Öyle ki duyguları ve çıkmazları derinden hissettirdi. Belki olay basit ama derin psikolojik tahliller ile zengin ve etkili bir anlatıma dönüşmüş.
Bütün ömrünü ailesine adamış bir babanın peşine takılıp ruhunuzun derinlerine inmek istiyorsanız ve biraz yutkunamamak belki kitabı tavsiye ederim.
Bazen iyi bir kitap bir hayat kurtarabilir. Keyifli okumalar..
56 syf.
·8/10
Bir babanın Kızı ve eşinin mutluluğu için kendini feda etmesi, ama ailesi tarafından beklediği değeri bulamaması, gerçekleri gördüğünde hayatın yaşanmaz hal alması ve babanın ölümü kurtuluş yolu olarak görmesi... yaşanan acılı durum sonrası anlatılan bir Kalp Çöküşü. Etkileyici bir hikaye. Okumanızı tavsiye ederim. İyi okumalar.
56 syf.
·Puan vermedi
Bana göre Zweig, tarihin en önemli öykücülerinden biri. İnsan ruhuna ve psikolojisine duyduğu ilgiden dolayı ortaya muazzam öyküler çıkarmış. Bir Kalbin Çöküşü de tek nefeslik bir kitap. Elime aldım ve yavaş yavaş 2 saatte bitirdim. İnsan okumaktan da bunalır. Bunaldığınız vakitlerde sizi tekrar heyecanlandıracak kitaplardan biri Bir Kalbin Çöküşü. Afiyetle.
56 syf.
·1 günde·10/10
Tavsiye edebileceğim bir eser oldu. Severek okudum ve hemencecik de bitti. Arkadaşım hediye etmişti, onun vasıtasıyla okudum. Sanırım tekrardan teşekkür etmem gerekecek. Şans vermelisiniz.
56 syf.
·1 günde·8/10
Kisa ancak etkileyici bir öykü..Kalbin çöküşü şüphe, korku ve nefretle ölüme sürüklenen bana Salamansohm'un psikanalizi..tasvirler yine çok başarılı.
104 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10
İlk bölümdeki babanın haline çok üzüldüm. Bana çok tanıdık bir hikayedeymişim gibi hissettirdi. Öte yandan tek taraflı bir hikaye olduğunu bilerek okudum, hikayenin bir yerinden dönerek mutlu sonla biteceği umudum vardı. Aynı şekilde Mürebbiye bölümü için de aynısını ummuştum. Mürebbiye ilk bölümün verdiği etkiyi vermedi. Bana bir şey anlatamadı ya da ben kaçırdım. Bilemiyorum. Genel olarak tavsiye ederim.
56 syf.
·8/10
Daha kitabı satın almadan önce Stefan Zweig’in en sevdiğim ve beni en çok etkileyecek kitabının “Bir kalbin çöküşü” olacağını hissetmiştim. Hislerim beni yanıltmadı gerçekten öylede oldu.
Çok severek ve büyük bir keyif ile okudum çokta duygulanarak çünkü duygulanmamak elimde değildi.
Zweig bir babanın hissettiği duyguları çok net bir şekilde yazmış.
Bir babanın sevdiği iki kadın için ( Eşi ve biricik kızı) tüm hayatı boyunca çalışıp onlara daha iyi bir hayat suna bilmesi için ve tüm gösterdiği çabalar, onlara sunduğu güzel ve imkanlı hayat onların gözünde değerli ama kendisi onlar için değersiz olduğunu anlaması yavaş yavaş kalbinin çöküşüne sebep oluyor. Dramatik öyküler sevenlerin kesinlikle okumasını tavsiye ederim. Kuşkusuz seve seve ve gözleriniz yaşara yaşara okuyacaksınız.
⬇️⬇️⬇️SPOİLER içeren yorumumu okumak isterseniz⬇️⬇️


‘Yaşlı adam’ ( Stefan Zweig bu öyküsünde Yaşlı adamın ismini yazmamıştır. ) ailesiyle birlikte geldikleri otelde, bir akşam karnında şiddetli bir ağrıyla uyanıyor, göğsü sıkışıyor ve zorlukla nefes alıyor. Sancı ile geçen dakikalar’dan sonra sebebinin sadece alışık olmadığı İtalyan yemeklerinin olduğunu anlıyor. Dışarı çıkıp biraz yürüyüş yapmaya karar veriyor Yaşlı adam. Koridora çıkıp bir kaç kez dolaşıyor ve ağrılarından iyice kurtulunca odasına doğru yöneliyor ki bir ses duyuyor. Bekliyor ve diğer odadan bir kadın çıkıp doğrudan odaya yöneliyor.

Fakat bulundukları katta sadece üç tane oda var ve bu üçünüde onlar tutuyorlar, daha rahat edebilsinler diye. Yaşlı adam düşünüyor. Kendi yatağından kalmadan önce eşini yatakta uykuda bırakmıştı?
Öyleyle gördüğü kadın kızıydı? Biricik kızı Erna. Evet kızı Erna olduğunu anlıyor Yaşlı adam. Gecenin bir saatinde (04:00) bir erkeğin yatağına girmek için kendi odasından ( yatağından) çıkmıştı kızı Erna. Bu durumu görmesi, anlaması kalbinin çöküşüne ilk sebep, ilk darbe oluvermişti.
O gece düşünmekten gözüne uyku girmiyor.
Karısını uyandırmayı ve ona gördüklerini anlatmak istiyor fakat buna cesaret edemiyor.
Hiç bir şeye cesaret edemiyor zavallı ihtiyar adam... (Buda öyküyü iyice hüzünlü yapıyor bence, çünkü ona acıyoruz.)
Kızınada herşeyi bildiği halde bir şey söyle(ye)miyor, aynı zamanda ondan uzaklaşıyor, yüzüne bakmıyor, bakmak istemiyor, bakamıyor.. kızının iffetsiz biri olduğunu bildiği için... vb vb...
bir kaç gün sonra (sanırım 2 gün sonra) bir davete (balo gibi) katılıyorlar üçü. Yaşlı adam o gece kızının ve eşinin nasılda onu umursamadan eğlendiklerini gözlemliyor, kalbi yavaş yavaş çöküyor.


Eşi’ni başka bir adam dansa kaldırmak için kendisinden izin alıyor, nasıl dans ettiklerini izliyor.
Kızı’da o gece birlikte olduğu erkek ile dans ediyor. Artık iyice bu durumlardan rahatsız olduğu için Yaşlı adam karısını yanına çekip burdan gitmek istediğini söylüyor, hadi gidiyoruz diyor.. ama tabi eşi reddetiyor ve kocasına kaba bir şekilde sen burda bulunmak istemiyorsan git diyor vb vb.
Yaşlı adam bagajını toplayıp tek başına evlerine geri dönüyor. Ve iyice içine kapanıyor, kimseyle konuşmak istemiyor, konuşmuyor.
Eşinin ve biricik kızının ona karşı böyle saygısız umursamaz oldukları için kendini suçluyor ama daha çokta para’yı. “Para, para, ah onları mahvetmeme neden olan o kirli, o iğrenç para..”

.... “Ah bu para, adı batasıca para onları mahvetti... Benden uzaklaştırdı... Ben budala, o parayı dişimle tırnağımla kazandım ve aslında bunu yaparken kendimi soyup soğana çevirmiş oldum, kendimi yoksul ettim, onları da kötü.”

Ve yaşlı adam ölümü arzuluyor, ölmeyi beklemeye başlıyor çünkü onun için ölmek ona hüzün veren bu hayattan kurtulması için tek çıkış yolu, huzura kavuşması için tek çare olarak görüyor.
Ve sonunda Yaşlı adam ölüyor..

“Ama çok geçmeden bu acı insan besinini içine çekmekten yoruldu. Doktor kontrol etmek için dinlediğinde, kalbi artık yaşlı adama acı çektirmeye son vermişti.”
56 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Stefan'ın ince ama çok güzel mesajlar veren ve insanların psikolojisini çok güzel yansıtan bu kitaplarına bayılıyorum. 'Bir kalbin çöküşü' de kısacık sizi asla sıkmayacak, ders verecek ve hatta sizi hüzünlendirecek dolu bir kitap. Yıllardır kendisine değer verilmeyen,hatta görülmeyen, tek varlık sebebi eve para getirmek olan zavallı bir babanın, kızı sebebiyle ve karısının da tabiri caizse 'yangına körükle gitmesiyle' kalbinin çöküşünü anlatıyor. Stefan ayrıca psikolojiye ilgi duyduğu için kitaplarında çok güzel psikoljik tasvirler yapıyor ve bu da sizi karakterin yerine koyabiliyor. Bu da kitabı yaşıyor olmanıza vesile kılıyor ve duyguları siz de yaşıyorsunuz. Kitabı okurken de çok üzüldüm çünkü etrafımızda da bastırılmış, susturulmuş, görmezden gelinmiş çok insan var. Onların içine bakabilme,düşüncelerini okuyabilme şansımız olsaydı eğer bir kez daha insanlığımızı sorgulardık. İnsanı öldürmeye bir insan yetebilirmiş. Bu kitapla bir kez daha anlıyorsunuz.. Tabiki okuyun o halde. Şimdiden iyi okumalar: )

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Bir Kalbin Çöküşü
Baskı tarihi:
Ocak 2019
Sayfa sayısı:
54
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052216101
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Aperatif Kitap Yayınları
Baskılar:
Bir Kalbin Çöküşü
Bir Yüreğin Ölümü
Bir Kalbin Çöküşü
Bir Kalbin Çöküşü
Yaşlı adam sanki kalp krizi geçiriyormuş gibi aniden sarsılmaya başladı. Koridorun sonundaki oda, kapısı sessizce kilitlenen o oda... Üç odalı o suiti kendi ailesi için tutmuştu. Karısı uyuyordu ve birkaç dakika önce huzur içinde nefes alırken gördüğü o kadın hayır, yanılıyor olamazdı -bir yabancının odasından sessizce süzülen o kadın, daha on dokuz yaşında olan kendi kızı Ernaydı.

Kitabı okuyanlar 491 okur

  • Serhat Şahiner

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0.6 (1)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları