her acı korkaktır, zihnimizde saklı olan bütün ölüm tutkusundan çok daha güçlü bir biçimde etimizde saklı olan o karşı konulamaz yaşama isteği karşısında geri çekilir.
ve şunu korkuyla hissederim ki, daima iddialı bir dille ruh, zihin, duygu olarak nitelediğimiz, acı dediğimiz şey aslında son derece zayıf, zavallı, jöle gibi yapış yapıştır; çünkü bütün bunlar en üst seviyeye ulaştığında dahi ıstırap içindeki bedeni, eziyet çeken vücudu paramparça etmeyi başaramaz, çünkü düşüp ölmek ya da şimşek çarpmış bir ağaç gibi devrilmek yerine, akmaya devam eden kanımızla böyle zamanlara dayanırız.
o keşmekeşten fazlasıyla sert bir biçimde çıkmamın ardından, o sihirli kendini kandırma aracı sayesinde bir kez daha yudum yudum, tadını çıkararak hatırlamak istiyordum
minnet; buna insanlarda o kadar nadir rastlıyoruz ki, üstelik en minnettarlar bile duygularını ifade edemiyor, şaşkın şaşkın şaşkın susuyor, utanıyor, hatta bazen duygularını saklamak için tutuk davranıyorlar.