🪢'Var Olmanın Dayanılmaz Hafifliği' Kundera ile tanışma kitabım oldu. Uzun zamandır listemde olan bir kitaptı #basakile1001okuyoruz grubumuzla okumak harika oldu. Kundera'nın cesaretine ve edebi zekasına hayran kaldım. Edebiyat budur bana göre; zengin içerik, zengin dil, zengin arka plan. Özgürlüğün beden ve ruh üzerinden bu anlatımını çok özgün buldum. Politik arka planı, yazarın ülkesinin özgürlük arayışını, bastırılmış duygularını, hafızasını, tarihini böylesi bir anlatı ile taçlandırması ancak takdir edilebilir zannediyorum. Üzüldüm kendisi dahil 1968-69 kuşağı aydınlarının ülkesinden ayrı geçirmek zorunda oldukları yıllara... Öte yandan feminist vurgular, erkekliğin kadınlık üzerindeki tahakkümüne göndermeler vs. de gerçekten dolu dolu bir okuma hissi yarattı.
🕸️'Masumiyet Müzesi'ni dizisinin yayınlanacağını öğrendiğimde edindim. Kitap-film uyarlamalarında genelde birini tercih ederim, özellikle merak uyandıran bir durum yoksa. Kitaba sadık kalınıp kalınmayacağını merak etmiştim, sonuçta ikisinden de etkilendim. Pamuk'a mesafeliyim açıkçası 'Kar'ını zor okumuştum ancak bunu beğendim lezzetliydi.
🗿'Körlük' hayal kırıklığıydı diyebilirim. Bu kadar okunup beğenilmiş bir kitap olmasından ötürü kendimi sorguladım. Yazarın biçimi ise -çeviriden kaynaklı değilse- monoton bu biçimi sevemedim. İçerik desem çok boş ve boğucu geldi. Bir özgünlük de bulamadım. Beğenmedim.
💭'Tarçın Dükkanları' da yine ilk defa okuduğum bir yazarın. Bir öyküsünü ancak okuyabildim. Bilinçakışını, gerçeklik ile soyutluk arasındaki bağın mahirce kuruluşunu seviyorum ama bu kitap çok dağınık fazla soyut geldi.
🫠'Middlemarch' ın ilk cildini okudum. Çok sevdim. Betimlemeler bu ağdalı dil beni cezbediyor. Kalabalık karakterlere sahip ama Eliot tabi ki ustalıkla her birine ruh vermiş, ince ince