Şeyma

Naffan Köyündeki Feci ve Elim Olay
"Makedonya" tarih şeridinde, çeşitli ve önemli olaylarla, dayanılmaz cinayetlere, yürek parçalayan acıklı ve feci sahnelere sık sık rastlanır. Bunları dile getirebilmek için ayrıca romanlar ve hem de feci romanlar kaleme almak lazım. Ben şimdi bir örnek vermek amacıyla, yalnızca "Naffan" köyünde tesadüfen şahit olduğum acıklı ve acıklı olduğu kadar da korkunç bir olayı anlatacağım. "Naffan Köyü" Rum bölgesinde bulunmakla beraber, otokton halkı Arnavut Hıristiyandır. Destnik örgütü ile birleşen, 500'e yakın eşkıya, Naffan'ı basar ve bir kaç noktadan köyü ateşe verir. O gün Cumartesi olması nedeniyle köyde düğün varmış. Gelin evinde 15 genç kız ve bir haftalık diğer yeni bir gelin, evlenecek kızı eğlendirmek ve geleneksel adetler gereğince, saçlarını ufak ufak altıncıklarla süslemek üzere toplanmışlarmış. Başlayan yangın komşu eve de bulaşınca, gelin; bodrumdaki şarap mahzenine inmelerini, orada ateşin bir etkisi olmayacağını söylemiş. 15 kız ve iki gelin; güzel süslü giysileri ve taktıkları altınlarıyla donanmış olarak mahzene inmişler. Gelin evi tutuşur, duman mahzeni de sarar, hepsi zehirli gazların tesiriyle boğularak can verir. Ben bu olayı haber alır almaz yetiştim. Eşkıya ile "Gornoviçe" deresinde yaptığımız çarpışma sonunda 40 kadar caniyi tepeledik. Bunların hepsi Bulgar köylülerdi. Bu herifler o derece cüret almışlardı ki, baskını güpe gündüz yaptılar... İtalyan Jandarma reform örgütüne bağlı bir subay olan yüzbaşı "Manara" ile köye girdiğimizde; yerde sıra halinde yatan 17 güzel kız ve gelinin üstleri örtü ile kapanmıştı. Başlarına toplanıp feryat ederek kıvranan ve ağlaşan halkın huzurunda örtüler kaldırıldığında, görmüş olduğumuz manzara cidden yürekler acısıydı. Kızlar sapasağlam, süslü, püslü, yüzleri kırmızı olduğu halde yatıyor ve ebedi bir uykuya
Sayfa 201·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam
Ey Türk Gençliği!
Birinci vazifen, Türk istiklalini, Türk Cumhuriyeti'ni ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir. Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek dâhili ve harici bedhahların olacaktır. Bir gün istiklal ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şeraitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerait, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklal ve cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hileyle aziz vatanın bütün kaleleri zapt edilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde iktidara sahip olanlar gaflet ve dalalet ve hatta hiyanet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri şahsi menfaatlerini müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet fakruzaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir. Ey Türk istikbalinin evladı! İşte bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen, Türk istiklal ve cumhuriyetini kurtarmaktır. Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!
Sayfa 698 - ephesus yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Türk gençliğine bıraktığım emanet
Muhterem efendiler, sizi günlerce işlerinizden alıkoyan uzun ve teferruatlı nutkum, en nihayet, mazi olmuş bir devrin hikâyesidir. Bunda, milletim için ve yarınki evlatlarımız için dikkat ve teyakkuzu sağlayabilecek bazı noktalar belirtebilmişsem kendimi bahtiyar sayacağım. Efendiler, bu beyanatımla, milli hayatı bitmiş sayılan büyük bir milletin bağımsızlığını nasıl kazandığını, ilim ve tekniğin en son esaslarına dayalı milliî ve modern bir devleti nasıl kurduğunu ifade etmeye çalıştım. Bugün ulaştığımız netice, asırlardan beri çekilen milli musibetlerden doğan uyanışın ve bu aziz vatanın her köşesini sulayan kanların bedelidir. Bu neticeyi Türk gençliğine emanet ediyorum.
Sayfa 698 - ephesus yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
İsmet Paşa'nın Mecliste Rauf Bey'e Cevapları
İsmet Paşa, Rauf Bey ve arkadaşlarının Halife'yi ziyaretleri meselesine temas edip şu değerlendirmede bulundu: "Halife'yi ziyaret meselesi, halife meselesidir." "Devlet adamı olarak hiçbir zaman hatırımızdan çıkaramayız ki hilafet orduları bu memleketi baştan başa harabeye çevirmişlerdir. Hilafet orduları kurulma ihtimalini hiçbir zaman gözden uzak tutmayacağız... Türk milleti en acı ıstıraplarını halife ordusundan çekmiştir. Bir daha çekmeyecektir." "Bir hilafet fetvasının Harb-i Umumi badiresine bizi attığını hiçbir vakit unutmayacağız. Bir hilafet fetvasının millet ayağa kalkmak istediği zaman, ona düşmanlardan daha kötü bir şekilde hücum ettiğini unutmayacağız" "Tarihin herhangi bir devrinde, bir halife, zihninden bu memleketin mukadderatına karışmak arzusunu geçirirse o kafayı mutlaka koparacağız!" İsmet Paşa, bravo sesleri ve alkışlarla karşılanan bu sözlerine şunları da ilave etti: "Herhangi bir halife, anane, fikir ve şekil bakımından, usulen, üstü kapalı ve açık olarak Türkiye'nin kaderiyle alakadar oluyormuş gibi vaziyet almak isterse Türk devlet adamlarını taltif edermiş, onlara iltifat edermiş gibi bir zihniyetle düşünürse bunları memleketin hayatıyla ve mevcudiyetiyle taban tabana zıt sayacağız, hareketlerini vatana ihanet sayacağız."
Sayfa 659 - ephesus yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Asil Bir Milleti Yüz Kızartıcı Bir Vaziyete Düşüren Sefil
Hakikaten, her ne sebep ve şekilde olursa olsun, Vahdettin gibi hürriyet ve hayatını milleti içinde tehlikede görebilecek kadar adi bir mahlukun bir dakika dahi olsa bir milletin başında bulunduğunu düşünmek ne hazindir! Teşekküre değerdir ki bu alçak, kendisine miras kalan saltanat makamından millet tarafından düşürüldükten sonra alçaklığını tamamlamış bulunuyor. Aciz, adi, his ve idrakten mahrum bir mahluk, kabul eden herhangi bir yabancının himayesine girebilir. Fakat böyle bir mahlukun bütün Müslümanların halifesi sıfatına sahip bulunduğunu ifade etmek elbette uygun değildir. Böyle bir anlayışın doğru olabilmesi, her şeyden önce bütün İslam kütlelerinin esir olmaları şartına bağlıdır. Halbuki dünyada hakikat böyle midir? Biz Türkler, bütün tarihi hayatımızca hürriyet ve bağımsızlığa timsal olmuş bir milletiz! Kıymetsiz hayatlarını iki buçuk gün fazla, sefilce sürükleyebilmek için her türlü aşağılığı mubah gören halifeler oyununu da sahneden kaldırabildiğimizi gösterdik.
Sayfa 550 - ephesus yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam