En başından beri gölgelerin ardından beni çağıran o sesi duymazdan gelirken şimdi kendi karanlığıma bir ışık oyunu yapmalarına izin vermiştim. Gölgelerin arasında kalan zihnimdeki canavara ben bir adım atmıştım.
İçimden o kısa sürede o kadar çok keşke dedim ki, tüm keşkelerimi yutkunduğum nefesle birlikte içime hapsettim. Düğüm attım bir kez daha boğazıma, hissedebileceğim her şeyi artık hissetmek istemediğim kalbime kapatıp üzerini zincirledim.
"Bir çift siyah göz."
Konuşmasını kesmeden dinlerken nefes aldım.
"Dipsiz bir kuyu gibi iki zifiri karanlık göz. İçinde hem açık bir meydan okuma hem çaresiz bir masumluk barındıran. Bu nasıl mümkün olabiliyor?"