Güneş henüz doğmuştu.
Kızımla doğayaydı yolculuğumuz.
El kaldırdığını gördüm 120 yaşlarındaki zeytin ağacının.
Geldik yanına selamlaştık.
Halini hatrını sordum.
Erken yaşlanmış gibiydi.
Neler görmüştü kimbilir.
Giden yolculara birşey mi anlatmak istiyordu,
Yoksa, durun, beni de bekleyin mi diyordu.
Merakıma yenik düştüm,
Şakayla karışık nereye yolculuk diye sordum.
Alacağım cevabı daha soru ağzımdan çıkar çıkmaz anlamıştım.
Derin bir ah çekti.
Bir bir sökülüp götürülen zeytin ağaçlarının yerlerini gösterdi , sustu.
İnsan! dedi,
Sustu.
Konuşamadı.
Almıştım cevabımı.
İnsan! dedim.
Usulca uzaklaştım.